Türkçe | English




Facebook
Twitter



































  

11/12/2006 01:45:14
“Daha yaşanabilir bir dünya”yı arayan adam; Bob Geldof

Yrd. Doç. Dr. Abdullah Özkan (Tüm Yazıları)

Kaybetmekten korkmayın; bazen başarısızlığı kucaklamanız gerekir. Çünkü denemeden bilemezsiniz…
İstanbul Çırağan Sarayı’ndaki “Marka 2006” konferansında dinleme imkanı bulduğumuz ünlü müzisyen Bob Geldof, kaybetmekten korkmamayı daha çok küçük yaşlarında öğreniyor.
6 yaşındayken annesini kaybediyor. Babası kapı kapı dolaşıp havlu satarken, o bütün işini kendisi yapmak zorunda kalıyor. Okuluna gidiyor, yemeğini pişiriyor, tek başına ayakta durmak için çırpınıyor.
15 yaşına geldiğinde “başkaları için de bir şeyler yapması gerektiğini” düşünüyor; akşamları lokantaların kalan yemeklerini topluyor, bunları evsizlere dağıtıyor, üşümemeleri için ateş yakıyor.

Bob Geldof, 19 yaşında Kanada’ya gidiyor, kepçe operatörlüğü yapıyor, daha sonra gazeteciliğe bulaşıp yerel bir gazeteye müzik sayfaları hazırlıyor, hayatında mezbaha işçiliğinden tuvalet temizlemeye kadar pek çok iş yaptığını gururla anlatıyor.

Kanada’da kaçak işçi olarak çalışırken polis tarafından sınırdışı edilip kaybettiğinde yılmıyor, yeniden deniyor, başka bir alanda başarı şansı arıyor; Rock grubu “Boom Town Rats”ı kurarak müzik hayatına atılıyor.

Bob Geldof, sadece şarkı söylemekle yetinmiyor, dünya sorunlarına da müdahil oluyor. Özellikle insan hakları ihlalleri, yoksulluk ve açlık konularındaki hassasiyetini ortaya koyuyor; “Afrika’da insanlar açlıktan ölürken ben seyredemem, bu suça ortak olamam” diyebilme yürekliliğini gösteriyor.

Sadece bunu söylemekle de yetinmiyor; Afrika kıtasının içine düştüğü açlık ateşinin biraz olsun söndürülebilmesi için konserler veriyor, büyük yardım organizasyonlarına katılıyor, dünyanın dört bir yanında pek çok kimseyle görüşüyor, Afrika kıtasının acil sorunlarına dikkatleri çekmeye çalışıyor.

Bob Geldof, konuşmasında bu yaptıklarının büyük ölçüde başarıya ulaştığını söyledi; G-8 zirvesinin gündemine Afrika kıtasının sorunlarının gelmesini ve 70 milyar doları bulan Afrika ülkelerinin borçlarının silinmesini bu başarıya örnek olarak gösterdi.

Dışardan bakıldığında şu soruyu sormak mümkün: “İrlandalı bir müzisyen olan Bob Geldof’un Afrika kıtası ile ne işi var? Neden müziğini söyleyip parasını kazanmıyor, neden zamanını şöhretini daha da artırıp kişisel kariyerini pekiştirmek için harcamıyor?"

Geldof, pekala bunu yapabilirdi, kimse de bir şey diyemezdi.

Ama o daha farklı bir yol seçmiş hayatta; “Afrika’da aç insanlar olduğunu öğrendiğimde kendimi huzursuz hissettim, bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm ve yola çıktım” diyor.

Afrika’daki açlar başkalarının sorunu, benim değil” diye düşünmüyor; müziğin evrensel gücün kullanarak adeta dünyayı ayağa kaldırıyor. İnsanlığın dikkatini aç ve yoksul kitlelere çekiyor, bunu da şarkılarıyla başarıyor. “Live Aid” yardım kampanyasıyla milyonlarca dolar para topluyor, toplanan bu paralar Afrika’da çocuk ölümlerini azaltıyor, hastalıkların azalmasına yardımcı oluyor, eğitim imkanları oluşturuyor.

Bob Geldof, kendi kişiliğinde aslında tüm insanlığa önemli mesajlar veriyor; “Bu dünya için herkesin yapabileceği mutlaka önemli bir şey vardır. Sadece tüketerek bir yere varamayız; bencil, adalet duygusundan yoksun ve vurdumduymaz tavırlarımızı da artık terk etmeliyiz. Adalet duygumuzu, paylaşma, bölüşme, yardımlaşma duygularımızı yeniden kuşanmalıyız; mahallemizde, şehrimizde, ülkemizde, bölgemizde ve dünyamızdaki tüm gelişmelere duyarlı olmalıyız, düşenin elinden tutmalı, yoksulun karnını doyurmalı, barış ve huzur içinde yaşayabileceğimiz ortamlar oluşturmak için çaba harcamalıyız…”

Bob Geldof gibilerin çoğalması, sanatçıların, aydınların, bilim adamlarının ve kanaat önderlerinin kendilerini topluma adamaları, toplumla sağlıklı ilişkiler kurmaları, inanın dünyamızı daha yaşanabilir bir yer haline getirecektir.

Bob Geldof’u dinlerken şu soruyu kendi kendime soramadan edemedim: “Niçin acaba bizim ülkemizden de bir Bob Geldof çıkmıyor, Afrika’da çocuklar açlıktan ölürken ben tok yaşayamam diyemiyor?

Oysa ki bizler “komşusu açken, kendisi tok yatan bizden değildir” diyen bir peygamberin takipçileri değil miyiz?

Tüm Yorumlar

Yazdır Bu Haberi Yazdir   Arkadaşıma Gönder Arkadaşıma Gönder

 


Millet Olarak “Devlet Aklı”na İhtiyacımız Var

Başkan' ın Arşivi


23-25 Eylül 2010, 2. Türk - Latin Amerika ve Karayipler Forumu

20-22 Ekim 2010, Dünya Türk Forumu

10-12 Kasım 2010, Uluslararası Orta Doğu Kongresi

2-4 Aralık 2010, 3. Türkiye - Avrupa Forumu

16-18 Aralık 2010, 6. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi


 
Adınız ve Soyadınız :
E-posta Adresiniz :


















Ankara / İstanbul






 Diğer Kurumsal TASAM İnternet Siteleri
Enstitüler
Ulusal ve Uluslararası Platformlar
Özel Projeler, Ödüller ve Hakemli Dergi
   Copyright © 2004-2010 TASAM