Ayrımcılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele
Büyükelçi Ömür  ORHUN
Büyükelçi Ömür ORHUN
Yayın Tarihi : 13.02.2015
Çeşitlilik Bağlamında İnsan Haklarının ve İnsan Haysiyetinin Korunması ve Geliştirilmesi:                                                              
 
      Değişik toplumların, kültürlerin ve dinlerin insan hakları anlayışları,  yorumları ve uygulamaları doğal olarak farklılıklar gösterir. Bu toplumlar ayrıca bu değişik yorumları başka değerlerle de bağdaştırırlar. Böyle bir küresel çerçevede, barış içinde bir arada yaşama, olası bir medeniyetler veya daha doğrusu kültürler çatışmasını önleme ve diyalog ve ortaklık kurma, imkânsız olmasa da giderek zorlaşmaktadır.
 
      Bu bağlamda, hükümetlerin, politikacıların, kültürel ve dini toplumların, kamu, özel ve sivil toplum kuruluşlarının ve medyanın, değişik kültürler, medeniyetler ve dinler arasında yapıcı, barışçıl ve ileriye bakan ilişkiler kurulabilmesi için özel sorumlulukları bulunduğu şüphe götürmez.
 
     Bu çerçevede, içinde bulunduğumuz dönemde karşılaştığımız tedirgin edici gelişmeler, değişik kültürler, dinler ve toplumlar arasında güven içinde gerçek bir diyalog ile etkileşimin uluslararası toplumun gündeminde öncelikli bir hedef haline gelmesini zaruri kılmaktadır. Halen bu diyalog, güven ve etkileşimin genelde mevcut bulunmaması ise uluslararası toplumu suni kültürel ve dinsel fay hatları boyunca bölmeyi amaçlayan aşırı uçların ekmeğine yağ sürmektedir. Bu durum uluslararası barış ve istikrarın muhafazası alanında giderek derin boyutlar kazanan bir sorun halini de almaktadır.
 
     Gerçek ve yapıcı diyalog ancak diğer kültürlere ve dinlere içten saygı ve anlayış beslenebildiği zaman mümkün olabilir. Bu bağlamda, belli bir kültürün insanoğlunun temel gereksinmelerine daha iyi yanıtlar veya çareler bulduğuna veya bulabileceğine inanmak kadar yanlış ve yanıltıcı bir tutum olamaz. Gerçekte tüm kültürler zaman içinde değişime uğrarlar, gelişirler ve birbirlerinden etkilenirler.
 
     İnsan haklarına saygı, demokratik yaşam biçimini benimseme, hukukun üstünlüğü ve hesap verebilirlik gibi ilkeler aslında herkesin ortak değerleri olmalıdır. Hiçbir kültür de bu değerlerin sadece kendine özgü olduğunu ileri sürmemelidir; aslında süremez de. Bu değerler insanoğlunun kollektif aklının, vicdanının ve gelişiminin ortak ürünüdür. Bununla birlikte, bu değerlerin dünya çapında eksiksiz benimsenerek uygulandığını iddia etmek de mümkün değildir. Bu bakımdan, ortak görevimizin bu değerlerin kendi kültürümüz içindeki köklerini belirlemek ve bunların topluca sahiplenilmesine çabalamak olması gerektiğini düşünüyorum.
 
      Gerçekleştirilmesi gereken bir diğer husus ise, değişik kültür ve dinlerin ortak değer ve ilkelerine vurgu yaparak, uyum, anlayış ve karşılıklı saygı ve etkileşimi sağlamaktır.

 
     Küreselleşen günümüz dünyasında toplumların birbirlerini şimdiye kadar olduğundan daha derinden anlamaları gerekir. Zira küreselleşmenin önemli öğelerinden birisini karşılıklı dayanışma oluşturmaktadır. Bu olgunun doğal bir sonucu olarak, karşılıklı dayanışma ve anlayışı mümkün kılacak kültürler arası yetenekleri hayata geçirmek barışçıl ilişkilerin önkoşulu halini almıştır. Bu bağlamda, çok kültürlülük alanında deneyimli ülkelerin ve toplumların bu amacın gerçekleştirilmesi alanında daha etkin bir rol üstlenebilecekleri de aşikârdır. Bu ülkelerin ve toplumların sosyal ve tarihi deneyimleri kültürler arası yeteneklerin yeşermesini ve yerleşmesini mümkün kılabilir. Aslında, böyle bir ortam yanlış anlamaların ve değerlerin çatışmasının önlenmesi için de gereklidir. Sabit fikir halini alan klişelerin giderilmesi, düşmanlıkların önlenmesi ve aşırılık ile şiddetin önüne geçilmesi ancak bu yolla sağlanabilir.  Öte yandan, çok kültürlü toplumların her bir katmanının kültürel kimliğini muhafaza ederken, diğer toplum katmanlarıyla uyum içinde denge sağlaması da böylelikle mümkün olabilecektir.
 
Ayrımcılık
 
     İnsan haklarıyla meşgul olan uluslararası kuruluşlar ayrımcılığın yarattığı olumsuz çağrışımların ve ayırımcı uygulamaların özellikle genç nesillerin dışlanmasına ve kendilerini dışlamalarına yol açarak, öz saygı ve sosyal uyum açısından belirgin olumsuz sonuçlar doğurabileceğini kabul etmektedir. Ayrımcılığın tekrar eden biçimlerinin ve özellikle bunun kitle iletişim araçlarındaki yansımalarının barış, istikrar ve demokrasi için tehdit oluşturduğu da kabul edilmektedir. 

Yazının devamını okumak için lütfen aşağıdaki bağlantıyı kullanınız.

Ayrımcılık
© 2017 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC