Tel Afer’in İçyüzü

Makale

ABD Eylül’den itibaren Kuzey Irak’ta Musul çevresinde ve çoğunluğu Türkmenlerden oluşan 320 bin nüfuslu, Türkiye’ye 70 km uzaklıktaki Telafer’de askeri operasyonlar düzenlemeye başlamıştır. Telafer kendisine bağlı yaklaşık 300 köyle birlikte düşünüldüğünde toplam nüfus 550 bine ulaşmaktadır. Telafer’in en önemli özelliği, nüfusunun belli bir gelir seviyesine sahip eğitimli Türkmenlerden oluşmasıdır....

ABD Eylül’den itibaren Kuzey Irak’ta Musul çevresinde ve çoğunluğu Türkmenlerden oluşan 320 bin nüfuslu, Türkiye’ye 70 km uzaklıktaki Telafer’de askeri operasyonlar düzenlemeye başlamıştır. Telafer kendisine bağlı yaklaşık 300 köyle birlikte düşünüldüğünde toplam nüfus 550 bine ulaşmaktadır. Telafer’in en önemli özelliği, nüfusunun belli bir gelir seviyesine sahip eğitimli Türkmenlerden oluşmasıdır.

Operasyonların başladığı eylül ayından itibaren, bölgeden gelen ilk haberler, Türkmenlerle Amerikalılar arasında bir çatışma başladığı yönünde olmuştur. Türkmenlerin bölgedeki çatışmalara karşı tarafsız kalmış olmalarına rağmen, ABD’nin bu bölgeye karşı almış olduğu yeni tutum Türkiye tarafından hayal kırıklığı ile karşılanmış ve üst düzey resmi çevreler tarafından, bu rahatsızlık açık bir şekilde ABD tarafına bildirilmiştir. Türkiye tarafında mevcut olan hayal kırıklığı temelde, Türkmen Cephesi ve bölgedeki bazı tarafsız haber ajanslarından ABD operasyonlarının hedef kitlesinin daha çok Türkmenler olduğu şeklindeki yeni haberlerle birlikte, ABD ile Türkiye arasında yeni bir kriz mi oluşmakta olduğu sorusu üzerine odaklanmıştır.

Mevcut Amerikan operasyonu, ABD’nin 3. ve 5. peşmerge tümen lideri olan Ethem Haval liderliğindeki Kürtler ile işbirliği yapmakta oluşundan ve Irak’ta Körfez Savaşı’ndan bu yana BM kararları doğrultusunda ABD ile işbirliği yapmış bir müttefik ülkenin soydaşlarına karşı gerçekleştiriliyor olması ve bu operasyonlar sırasında daha çok sivil halkın zarar görmüş olması sebebiyle Türkiye açısından üç farklı açıdan önem arz etmektedir. Amerikan resmi çevreleri tarafından yapılan açıklamalar, operasyonun temel sebebi olarak Sadr’a bağlı bazı birliklerin ve Felluce’den kaçan direnişçilerin Türkiye sınırına yakın olduğu kadar, Irak savaşı sırasında ABD’nin karşısında olan Suriye sınırına da yakın olan Telafer’e sığınmakta olmaları şeklinde olmuştur. Telafer’in etnik yapısına incelendiğinde etnik yapının % 98 Türklerden ve %2’sinin Araplardan oluşmuş olduğu görülmektedir. Bölgede ki bu etnik yapıya rağmen, operasyonun Kürt peşmergeler ile birlikte gerçekleştiriliyor olması ile birlikte, Barzani’nin 3. ve 5. tümenine ait peşmergelerin bölgede halkın bir kısmını tutuklaması, bir kısmını göçe zorlayarak sivil halk üzerinde baskı oluşturması Türkiye ve bölgeye komşu olan diğer devletler tarafından bölgedeki gelişmelerin endişe verici olarak karşılanmasına sebep olmaktadır.

Hatırlanacağı gibi, IKDP Bölgesinin yönetim sorumlusu Neçirvan Barzani’nin Ankara gezisinin ardından Thki ve Roj gazetesinde yayımlanan bir haberde, Kürt Meclisinin son toplantısında Kürt parlamentosu, Irak parlamentosu başkanı Fuat Masum’a (Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) Lideri Celal Talabani’nin yardımcısı) Sincar ve Telafer bölgelerinin birleştirilmesi yönünde bir tavsiyede bulunmuş olduğu yer almaktaydı. Kürt Parlementosu’nun bu kararı, bölgedeki nüfus oranı ve nüfus dengesi ile ilgili 12 Ekim’de yapılacak sayımın ve yıl sonuna doğru da seçimin söz konusu olduğu bir dönemde, özellikle de Türkmen nüfusun çok yoğun olduğu Musul, Kerkük, Tel Afer gibi şehirlerde, peşmerge nüfusunun çok çıkmasını sağlamak adına girişilen bir eylem olarak yorumlanmaktadır.

Yukarıdaki açıklamalar ve bölgede karışıklığın devam ediyor olması nedeniyle operasyonların sade bir direniş takibi şeklinde olduğunu düşünmek mümkün değildir. Olaylara karşı bakış açımızın bu şekilde olmasının temel sebebi peşmergelerin, evleri tek tek araması, aşırı şiddet uygulayarak Türkmen’i öldürmesi ve binlerce Türkmen’in evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda bıraktıklarının ortaya çıkması, bu olayların planlı bir hareket, planlı bir provokasyon olduğu ve arkasında da Kuzey Irak’taki Peşmerge liderlerinden Barzani’nin bulunduğu yönünde olmasıdır. Böylece Kürtler şehirdeki idari yapıyı ele geçirip genel seçimlerin yapılmasından önce Türkmenlerin bu bölgeden uzaklaştırılmasına ve yerlerine Kürtlerin yerleştirilmesini sağlayabilecekledir. Sonuçta Türkiye’nin kendilerini koruyamayacağına inandırılacak olan Türkmenler, Kürt veya Arap olmaya zorlanacak bu da Şii Türkmenlerin İran’a yönelmesine neden olacaktır. Kürtlerin bu planları gerçekleştiği takdirde, bölgede sadece Türkmenler zarar görmeyecektir. Bunun ötesinde, Kürtlerin Kuzey Irak bölgesinde idari kontrolü ellerine geçirebilmeleri için bu bölgede yaşamakta olan Hıristiyan grupların da pasifsize edilmesini gerektirecektir.

Bölgenin stratejik konumu göz önünde bulundurulduğunda akla ilk gelen, petrol boru hattı pompalama istasyonlarının Telafer’de olduğu ve eğer mevcut operasyonlar başarılı olduğu takdirde ilerde bu bölgeyi kontrol eden Kürtler, Kerkük-Yumurtalık boru hattı yerine Suriye ve ya İsrail’deki Heyfa petrol boru hattını çalıştırabilme imkanı sağlayabilecekleridir.

Talafer Ova-köy sınır kapısı üzerinde olması nedeniyle, Türkiye’nin bölgeye bir girişimde bulunmak istediği takdirde, ilk devreye sokacağı yerlerin başında gelmektedir. Bunun ötesinde Telafer Suriye sınırına yakın olması nedeniyle, Türkmenlerin şehirden göç ettirilmesi ile birlikte, Suriye’nin Kamışlı kentinde yaşayan Kürtler ile Irak’taki Kürtler arasında doğrudan bir bağlantı sağlayacak bir koridor görevini göreceği açısından ayrı bir önem arz etmektedir. Tel Afer’in bu konumu Kürt gruplar tarafından çok iyi bilinmektedir. Bundan dolayı, Barzani ve Talabani uzun süreden beri Telafer’i kontrol altına almak için mücadele etmektedirler. Neçirvan Barzani’nin Ankara’ya gelmesinin en önemli sebeplerden birini sınır kapısının açılmasına engel olmak düşüncesi oluşturmaktadır. Öyle ki ikinci sınır kapsı Telafer bölgesinden geçecek ve Barzani’ye milyonlarca dolar kayba neden olacaktır. Bununla birlikte, Barzani’nin görüşmelerini sürdürdüğü sırada temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gelen Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) Lideri Celal Talabani, Türk şoförlerin Habur yolunu kullanmak yerine Süleymaniye ve Kerkük’ü tercih etmeleri durumunda, kendilerine Bağdat’a kadar eskort edebileceklerini ifade etmiştir.

Tel Afer operasyonuna farklı bir açıdan baktığımızda, ABD’nin 2. Piyade Tümeni 3. Tugayı’na bağlı birlikler, Tel Afer’in merkezine doğru harekete geçtiğini ve F–16 savaş uçaklarıyla da desteklenen 2 bin kişilik bir birliğin Musul’dan gelen su hattının da kapatılarak, 250 ABD tankı eşliğinde Irak ordusuna bağlı bir tabur askerin ve Kürt milislerin de kente girdiği dikkatlerden kaçmamaktadır. Bu olayların birkaç ay öncesinde ise, ABD uçakları tarafından Telafer’e yakın bir köyde düğün alayının bombalanması bölgede ki olaylar açısından farklı bir önem arz etmektedir.

Operasyonlarda diğer dikkat çeken bir nokta ise, operasyonun Irak Genelkurmay başkanı Papiri tarafından yönetilmiş olması ve Irak İstihbarat başkanı ile Papiri’nin IKDP başkanı Mesut Barzani’nin yakın aile dostu olmasıdır. Üstelik operasyonun Irak Devlet Başkanı Gazi El Yaver’in, hükümetin Kürt üyelerinden Bayındırlık Bakanı Nesrin Bervari’yle evlenmesinden 2 gün ve IKDP lideri Mesut Barzani’nin Erbil’de AFP’ye ’’Kerkük Kürdistan’ın kalbidir demesinde sonra gerçekleşmesi operasyonların farklı şekilde yorumlanmasına zemin teşkil etmiştir.

Saddam Rejiminin devrilmesinin ardından gerçekleşen ilk sayımda 1 milyon 200 bin çıkan nüfus, son sayımda 900 bine gerilemiştir. Baskılar, kentlerin Kürtleştirilme çabaları, tehditler gibi nedenler yüzünden halkın sinmesini ve gittikçe zorlaşan hayat şartları Türkmenleri göçe zorlamaktadır. Irak Türkmen Cephesi (ITC) Londra Temsilcisi Asıf Serttürkmen, iki sayım arasındaki bu farkı: “Üç sebep var. Birincisi Saddam işgali’nin sona ermesiyle Kürt grupların tehditlerinin artması. Bu yüzden bazı Türkmenler kimliklerini gizlemek zorunda kalmışlardır. Kimliklerini sözlü ifadelerinden anlayabiliyorduk. İkinci sebep Tel Afer’de sosyal hayatın gittikçe zorlaşması. İnsanlar, hayatın biraz daha kolay yaşandığı Musul’a yerleşmeyi tercih ediyorlar. Üçüncü sebepse sayımda yanlışlık yapılmıştır.” şeklinde yorumlamaktadır

ABD’nin Tel Afer’deki operasyonunu, Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı bu operasyonun ’Tek amaç var, o da, Telafer’i Türkmenlerden arındırıp Kürtleri yerleştirmek şeklinde açıklamada bulunmaktadır. Ahmet Muratlı’ya göre Ankara’nın ABD’ye şimdiye kadarki en sert tepkisini göstermesinin de bundan kaynaklandığını, çünkü Telafer Irak’ta bugüne kadar hiçbir karışıklığın yaşanmadığı nadir yerlerden biri olduğunu belirtmektedir. Kürtlerin ABD’yi kışkırtan akıl almaz bir oyunuyla karşı karşıyayız. Ahmet Muratlı konuyla ilgili açıklamalarına aşağıdaki gibi devam etmektedir. Tela Afer’de yaşayan Türkmenler kentin batısına, Suriye’ye yakın Sincar’a, Musul’a ve çevredeki köylere göç etmiş durumdalar. 300 bin kişi kentten ayrıldı. Amaçları, Tel Afer’e Suriye’den kaçan Kürtleri yerleştirmek. Türkiye’nin Ova-köy mevkiinde açmayı planladığı ikinci sınır kapısının Irak içindeki güzergâhı Tel Afer’den geçecek. Kürtler şimdi bu güzergâhı da kontrol altına almak istiyor.’

Irak Türkmen Aşiretler Birliği Başkanı Abdülhamit Beyatlı ise Kenti "Irak Ulasal Güçleri" olarak tanıtan peşmergelerin Türkmenlere bütün silahlarını teslim etmeleri çağrısından bulunduklarını, kadın ve çocuklar dışında 18 yaşından büyük erkeklerin kenti terk etmelerine yasak konulduğu ifade etmektedir. Operasyonla kuzeyde tek otorite olarak Barzani-Talabani yönetiminin hakim kılınmaya çalışıldığını, bu nedenle Kerkük’te olduğu gibi Türkmenlerin ağırlıklı olduğu yerleşim yerlerinde silahlı baskı uygulandığını ve Türkmenlerin de kayıtsız şartsız Barzani-Talabani yönetimine girmelerinin istendiğine işaret eden Beyatli, Barzani’nin "Kerkük için savaşırız" sözlerinin, bu tür baskınların artacağının, silahla sindirme yönteminin daha ağırlıklı olarak başvurulacağının işaretleri olduğu noktasında açıklamada bulunmaktadır.

Türkiye, terör örgütü PKK/KONGRA-GEL’in Irak’taki faaliyetlerinin, bölgedeki yerel gruplarca desteklenmesinin ve katkıda bulunulmasının sakıncalarını Iraklı Kürt gruplara ağrılıklı olarak vurgulamaya devam etmektedir. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül yapılan basın toplantısında Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) lideri Celal Talabani ile Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) üst düzey yetkilisi Neçirvan Barzani’nin de uyarıldığını bildirmiştir. Bilindiği gibi Telafer’de yaklaşık olarak 5 bin’e yakın PKK mensubu bulunmaktadır ve bölgeye yerleşmek için Türkmenlere baskı yapılmaktadır. Çünkü Telafer’deki Türkmenler Kürtlerin bölgelerine yerleşmesine engel olmak için evlerini ve iş yerlerini yabancılara kiralamamaktadır ve satmamaktadırlar. Te l Afer’e yakın bazı köylerde PKK gruplarına bağlı terörist eğitim kampları bulunmaktadır ve hala/KONGRA-GEL’in Irak’taki faaliyetlerine oradaki yerel gruplarca destek olunması ve katkıda bulunması için çalışmalarına devam etmektedirler.

Neçirvan Barzani, son Ankara ziyaretinde sırasında Irak topraklarında Türkiye’nin güvenliğine tehdit oluşturmasına izin vermeyeceklerini ifade etmiş ve, KDP temsilcisi Neçirvan Barzani, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile yaptığı görüşmede Türkiye’ye verdikleri önemi vurgulayarak “Size güvenmeyi sürdürüyoruz. Türkiye bizim için model ülke” açıklamasında bulunmuştur. Neçirvan Barzani resmi bir devlet görevlisi olmadığı halde “Türkiye bizim için model ülke” şeklindeki açıklaması Irak’taki Türkmen gruplar tarafından, Kuzey Irak üzerine yapılan açıklamaların üzerinde düşünülmesi gerektiği gerçeğini ön plana çıkarmaktadır.

Bu konu üzerine önce Genelkurmay sonra da Dışişleri Bakanlığı benzer açıklamalarda bulunmuşladır. Genelkurmay, diplomatik bir üslupla, Tel Afer’deki olayları dikkatle ve kaygıyla izlendiklerini belirterek, ilgili tarafların sağ duyulu hareket etmelerini istemiştir. Dışişleri Bakanı Gül ise devrik Irak Başkanı Saddam’ın, peşmergeler üzerine savaş açtığı günlerde, 500.000 civarında peşmergeyi topraklarına kabul eden Türkiye, Türkmen kardeşleri katledilirken sessiz kalmayı tercih edemez şeklinde Türkiye’nin bölgedeki olaylara karşı bakış açısını dile getirmiş.

Türkiye’nin bölgeye yönelik açıklamaları “Türkiye’nin Kırmızı Çizgileri’nin bölge tarafından gerektiği gibi anlaşılmadığını bir kez daha göstermektedir. Bölge üzerindeki mevcut sorun, Türkiye’ nin , savaşa girip girmeme meselesi değildir . Mesele, milli çıkarlarımıza sahip çıkma meselesidir. Mesele çizilen kırmızı çizgilerin arkasında durma meselesidir. Mesele Tel Afer’deki sivil Türkmenlerin can ve mal güvenliğine özen gösterilmesinin, hayatlarının ve haklarının korunması meselesidir. Mesele terör örgütlerine ve bölücülere karşı kararlılık gösterme meselesidir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4725 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1101
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3266 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3266