Kafkasya’da Bir Ülke: Çeçenistan
Yayın Tarihi : 21.6.2011

Kafkasya yanında Kafkas Sıradağları’nın yer aldığı, kuzeyinde Maniç çukurluğu, Don ve Kuma ağızlarından, güneyde Aras nehri ve Kars platosuna kadar uzanan bölgenin adıdır. Doğal sınırlarını batısında Karadeniz, doğusunda ise Hazar Denizi oluşturur.

Kuşkusuz Kafkasya dünyanın en problemli bölgelerinden biridir. Bunda, bölgede çok çeşitli etnik grupların olmasının yanısıra coğrafi faktörlerin de büyük etkisi vardır. Kafkasya doğudan ve batıdan Hazar, Karadeniz ve Avoz denizleri ile çevrilidir, ancak kuzeyden ve güneyden tamamen açık olmasının onu yabancı kuvvetlerin etkisine açık hale getirdiği ve bununda stratejik açıdan Kafkasya’yı savunmasız bıraktığı söylenmektedir. Buna bölgenin tam ortadan Büyük Kafkasya dağları ile ikiye bölündüğünü, fakat doğudan ve batıdan açık olduğunu da eklememiz mümkündür.

Burada geçmişten günümüze kadar Kafkasya’nın önemli bölgelerinden bir tanesi olan Çeçenistan’ın dünü ve bugünü hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Ayrıca bölgede yaşanan ve tarihe damgasını vuran olaylarda bahsedileceği gibi bölgedeki etnik ve dini ayrımcılıklar da gözden geçirilecektir.

1. Coğrafi Özellikleri ve Tarihçesi

Bu devlet 5 Aralık 1936 tarihinde Çeçen-İnguş Otonom Cumhuriyeti adı altında kurulmuştur. Ancak 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanlara yardım ettikleri gerekçesiyle bu cumhuriyet ortadan kaldırılmış, 9 Ocak 1957’de tekrar kurulmasına izin verilmiştir. 9 Kasım 1991’de bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan, bundan sonra Çeçenistan Cumhuriyeti adını almıştır. Çeçenistan’ın yüzölçümü yaklaşık 17 bin km’dir.

Kuzey Kafkasya’nın güneydoğu kısmında bulunan Çeçenistan Cumhuriyeti, Kafkas Sıradağları’nın kuzey etekleriyle Terek Düzlüğü’nün güney kesimini kapsamaktadır.

Çeçenistan’da iklim bölgelere göre farklılık gösteren bir yapıdadır. Bölgenin kuzey bölümü karasal bir iklime sahipken, güney bölümü daha ılıman bir yapıya sahiptir. En büyük şehirleri Grazni, Caharkale, Gudermes ve Malgobek’tir. Sovyetlerin en büyük petrol bölgelerinden biri olan bu coğrafyada petrol sanayisi oldukça gelişmiştir.

1782-1784 yılları arasında Daryal Geçidi’nin ele geçirilmesi ve bu geçitteki Gürcistan Askeri Yolu’nun açılması, 1784’te Vladikavyaz şehrinin kurulması ve 1801’de Gürcistan’ı ilhak eden Rusya’nın Transkafkasya’da egemenliğini arttırmasından sonra bu bölgeye yönelik saldırılarda artış görülmüştür. Çeçenistan’da Rusların ilerlemesi üzerine çok büyük direnişler meydana gelmiş, Çeçenler özgürlüklerini korumak adına birçok mücadeleye girişmişlerdir. Çeçenistan direnişindeki en hassas dönemin 1829-1859 yıllarını kapsayan İmamlar Dönemi olduğu söylenmektedir. Bu dönemlerde Ruslara karşı büyük direnişlerde bulunulmuş ve gerçekleştirilen bu direnişler sayesinde Çeçenistan uzun yıllar özgürlüğünü muhafaza etmeyi başarmıştır. 1859 yılında tamamlanan Kafkas Savaşı’nın sonucunda Çeçenistan Rusya ile birleşmiştir. 1859’da Şeyh Şamil’in esir düşmesinden sonra Çeçenistan’da ki direnişin eskisi kadar şiddetli olmadığı belirtilmektedir. Direnişlerin zayıflamasından sonra Rus kuvvetlerinin kuzey-batı Kafkasya’da gücünü göstermeye başladığı, bu bölgedeki halkı sürgün ettiği ve Osmanlı topraklarına gönderdiği söylenmektedir. Tarihi kaynaklarda Rusya’nın uyguladığı kolonizasyon politikasına karşı ülkede birçok ufak ya da büyük çaplı ayaklanmanın baş gösterdiği, Abrek olarak anılan halk kahramanlarının direnişlerinden vazgeçmeyip yurtlarını korumak için ellerinden geleni yaptığı da belirtilmektedir. Bu direnişçiler arasında adından en çok söz ettiren kişi 1913 tarihinde öldürülen Abrek Zelimhan’dır.

Rusların uzun yıllardan beri hep bu bölgede hâkimiyet kurmak istediği herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Çoğu kaynakta Rusya’nın bu bölgede kolonizasyon politikası uyguladığı ve bu nedenle de bölgede Ruslara karşı küçük ya da büyük ayaklanmaların baş gösterdiği belirtilmektedir. Yani bu coğrafya geçmişte de Ruslar ve Çeçenler arasındaki mücadelelere ev sahipliği yapmıştır ve bu, günümüzde devam etmektedir. Ayrıca, Rusya tarafından Çeçen halkının gelişmesinin istenmediği ve Rusya’nın bu yönde bazı planlar yaptığı da belirtilmektedir. Tarıma elverişli olmayan kurak bölgelerde yaşaması için halkın baskı görmesi, ovalık kesimlere Kazakların yerleştirilmesinin bu plan dâhilinde gerçekleştirilen olaylar olduğu tahmin edilmektedir.

1917 yılına Çarlık Rusyası’nın yıkılmasından sonra Çeçenistan’da bağımsızlık hareketleri güçlenmiştir. Ardından 11 Mayıs 1918 yılında Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ilan edilmiştir. 1919 yılında monarşiden yana olan askeri birlikler Çeçenistan’ı işgal etmiş ve buna karşılık olarak Şeyh Uzun Hacı’nın liderliğinde gerçekleşen Çeçen ayaklanmaları başarıya ulaşabilmiştir. Ancak daha sonra Rusya’nın başına gelen Bolşeviklerin Çeçenistan’ı işgal etme çalışmalarında bu direniş grupları, monarşi yanlısı askeri birliklere karşı gösterdikleri başarıyı gösterememişlerdir.

Rusya 1944’te Çeçen-İnguş, Karaçay ve Balkar halklarının Kuzey Kafkasya Bölgesi’nden Kazakistan ve Orta Asya’ya sürgün edilmesi kararını almıştır. Çok kısa bir zaman dilimi içerisinde ve çok kötü koşullar altında gerçekleştirilen bu sürgünde birçok Çeçen vatandaşı hayatını kaybetmiştir. Çeçen halkı için oldukça ağır olan ve büyük kayıplar verdiren bu sürgünün ardından, Çeçenlerin anayurtlarına dönme istekleri gündeme gelmiştir. 1954 yılında Stalin’in ölümünden sonra çok az sayıda Çeçen vatandaşı anavatanına dönebilmiştir.

Çeçenistan’da toplumsal muhalefet “Çeçen Ulusal Kongresi” adıyla ortaya çıkmıştır. Kongrede bağımsızlık, federasyon ve Kafkas halkları olmak üzere üç aşamalı bir yol benimsenmiştir.

Ülkenin demografik yapısı 1991 yılı sonlarından itibaren önemli değişiklikler göstermiştir. Bu dönemde Yahudi, Ermeni, Rus, İnguş ve Çeçenlerin de bir kısmı kitleler halinde ülkeden göç etmiştir. Bunun nedenlerinin, artan suç oranı ve siyasal anlamdaki istikrarsızlıklar olduğu söylenmektedir.

2. Çeçenistan’da Sosyal ve Ekonomik Durum

Savaş sonrasında Çeçenistan’ın sosyal ve ekonomik altyapısı dağılmış, işsizlik büyük ölçüde artmış ve bunların sonucunda çok sayıda silahlı grup ortaya çıkmıştır. Bütün bunlardan dolayı ülke istikrarsız ve güvensiz bir yapıya dönüşmüştür. Sosyal ve ekonomik anlamda oldukça ciddi problemlerle karşı karşıya kalınmıştır ve ülkede can güvenliği tehlike altına girmiştir.

Aşırı yoksul ve aşırı zenginlerin kabul edilmemesi Çeçen mantığına özgü bir durum olduğu söylenmektedir ve bu mantığın, Çeçen halkının uzun yıllar boyunca orta ekonomik düzeyde yaşamasına bağlı olduğu belirtilmektedir. Sosyal kutuplaşmanın ortaya çıkması halinde, insanların doğrudan veya dolaylı olarak iktidara karşı cephe aldığının gözlendiği de eklenmektedir.

Çeçenistan halkının büyük bir bölümü savaşların ve sürgünlerin etkisiyle perişan durumdadır. Psikolojik anlamda da çökmüş olan Çeçen vatandaşlarının yine büyük bir bölümünün profesyonel yardıma ihtiyacı vardır. Yıllar boyunca savaşlarla, sürgünlerle ve göçlerle yoğrulan bir millet, şimdi geçmişten gelen ve hala kanamakta olan yaralarını sarmakla uğraşmaktadır. Bu yıpranmaların yarattığı fiziksel ve psikolojik hasarların tamirleriyle var gücüyle baş etmeye çalışmaktadır. Birçok hastalığın ortaya çıktığı bu coğrafyada, savaştan önceki ve sonraki bebek ölüm oranlarına bakıldığında savaştan sonraki dönemde bu oranın arttığı gözlenmektedir. Hastane imkânların yetersiz olduğu Çeçenistan’da halkın hayatının tehlike altında olduğu söylenmektedir. Grazni kentinde bulunan bütün ulusal tedavi merkezleri ve birçok hastane savaş zamanında ortadan kaldırıldığından sağlık hizmetleri büyük ölçülerde eksik kalmaktadır. Savaş zamanı sağlık sektörüne vurulan darbenin 1 milyar ruble civarında olduğu belirtilmektedir.

Çeçenistan’da sanayinin kalkınmasında hammadde kaynağını inşaat kili, çimento, ormanlar ve petrol oluşturmaktadır. Bir taraftan işletmecilik ve ticaret alanında bireysel girişimcilik gelişmekte, diğer taraftan işletme çalışmalarının yenilenmesiyle ilgili tedbirler alınmaktadır.

2003 yılı itibariyle Çeçenistan bütçesinin 8 milyar 550 milyon ruble civarında olduğu ve bu bütçenin sadece yüzde 18’lik kısmının ülkenin kendi kaynaklarından sağlandığı tespit edilmiştir. Ülkenin bütçe açığının 150 milyar ruble civarında olduğu söylenmektedir. 2003 yılında Çeçen sosyal ve ekonomik hayatının canlanması için 3.5 milyar ruble fon ayrıldığı da belirtilmektedir.

2000 yılından günümüze kadar bütün mali veriler göz önünde bulundurulduğunda Çeçenistan’ın sosyal ve ekonomik alanda yeniden hayata dönebilmesi için yapılan harcamaların faturasının 63 milyar ruble olduğu belirlenmiştir. Ayrıca piyasa ekonomisine uygun olarak yeniden sanayi tesislerinin oluşturulacağı da söylenmektedir. Sanayi sektöründeki fabrikaların arttırılması da Çeçenistan’ı ekonomik yönden kalkındırmak için alınan önlemler arasında bulunmaktadır.

3. Çeçenistan’da Dini Durum

Çeçenistan’da nüfusun büyük çoğunluğu İslamiyet’i benimsemiştir. Çeçenler Sünni mezhebine mensupturlar. Çeçenlerde inananların oranı yüzde 90 civarındadır. Bu oranın savaştan sonra artış gösterdiği söylenmektedir.

Çeçenistan’da din alanındaki gerilimin, “Vahabilik”in yayılmasıyla başladığı belirtilmektedir. Savaştan önce Vahabilerin sayılarının düşük olduğu gözlenirken, savaş esnasında ve savaştan sonra sayılarında artış olduğu gözlenmiştir. Günümüzde Vahabilerin önemli dini, politik ve silahlı güçlere sahip oldukları söylenmektedir.

V. A. Tişnov ve E. İ. Filippova’ya göre “Çeçenistan’da İslam sadece dini anlamdaki görevlerini yerine getirmemekte, aynı zamanda siyasal rejime de “hizmet” etmektedir. Birçok insan dini ideolojiyi yüksek kademelere çıkmak ve bu kademelerdeki yerlerini korumak için kullanmaktadır. Yani bir takım kimseler dini inançtan çok kendi çıkarlarını korumak için bir alet olarak görmektedirler.

4. Çeçenistan Tarihinde Büyük Yara: 1944 Sürgünü

Stalin’in Kafkasya’daki soykırım harekâtı 23 Şubat 1944’te başlamıştır. Kuzey Osetya’da yaşayan Çeçenler de dâhil olmak üzere 400 bin Çeçen ile 90 bin İnguş, Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle Orta Asya ve Sibirya’ya sürülmüşlerdir.

Bu sürgün operasyonunun çok kısa sürede ve oldukça kötü koşullar altında gerçekleştiği söylenmektedir. Bu nedenle birçok Çeçen vatandaşının hayatını kaybettiği ve sağ kalanların da hem fiziksel olarak hem de psikolojik olarak ağır yaralar aldıkları belirtilmektedir.

Rusya’nın sürgün planı, kuzey Kafkasya’da kontrolün güvence altına alınmasında stratejik bir öneme sahiptir. Çünkü burası güneyden gelecek bir saldırıya karşı tampon bölge konumundadır.

Komünist Partisi Merkez Komitesi, 24 Kasım 1956’da Çeçenlerin ve İnguşların ulusal bağımsızlıklarının yeniden verilmesi kararını almıştır.

9 Ocak 1957’de Üst Konsey, Çeçen-İnguşetya’nın Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti (RSFSC) bünyesinde Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (ÖSSC) olarak yeniden kurulması kararını almıştır. Sınır bölgeler Çeçen-İnguşetya’ya tekrar geri verilmemiştir. Ancak Kargalin, Naur ve Şelkov bu bölgeye bağlanmıştır.

Gerçekten bu sürgün Çeçen halkı üzerinde büyük yıkımlara yol açmıştır. Yıllar boyunca savaşların, sürgünlerin gölgesinde yaşayan halk bu durumdan ötürü çok yorgun düşmüştür. Çok kısa sürede ve çok kötü koşullar altında gerçekleştirilen bu sürgünün yaraları hala sarılmaya çalışılmaktadır.

5. Sürgünden Sonra Ana Vatana Dönüş

1953’ten sonra Kruşçev’in Stalin karşıtı bir siyaset izlemek zorunda kaldığı çünkü Çeçen halkına karşı yapılan davranışların Rus İmparatorluğu’nu güç durumda bıraktığı söylenmektedir. Karşı tarafın baskıları karşısında Kruşçev’in, kendi adını Çeçen vatandaşlara zor zamanlar yaşatılan dönemlerden ayırmak için, Çeçen ve İnguş halklarına geri dönüş yolunu açtığı belirtilmektedir.

Kruşçev, 1955 yılında Çeçenlere, kendi kültürel faaliyetlerini kendi dillerinde yürütebilme hakkını vermiştir. Ancak Çeçenlerin bunun yeterli olmayacağını belirttikleri ve kendi özerk cumhuriyetlerini geri istedikleri söylenmektedir. Bu dönemde 30 bin kişinin Çeçen-İnguşya’ya yönetimden izin almadan girdikleri belirtilmiştir.

Komünist Partisi Merkez Komitesi, 24 Kasım 1956 yılında Çeçenlere ve İnguşlara tekrar bağımsızlıklarının verilmesi kararını almıştır. 9 Ocak 1957’de Üst Konsey, Çeçen İnguşya’nın RSFSC’ye bağlı olarak ÖSSC adı altında yeniden kurulması kararını almıştır.

Sonuç

Yıllar boyunca gözyaşlarının dinmediği Çeçenistan şimdi hayatta kalabilmek için büyük mücadeleler vermektedir. Bazı yazarlar Çeçenistan’a birtakım uluslararası örgütler aracılığıyla yardım edilmesinin daha doğru olacağı düşünürken, bazıları ülkenin kendi kaderini kendisinin tayin etmesi kanısındadır. Herkesin ortak olarak üzerinde durduğu konu ise artık Çeçenistan’ın gözyaşlarının dinmesi gerektiğidir. Şu anda Çeçenistan’da sosyal anlamda büyük sorunlar yaşanmaktadır. Ülkedeki işsizlik artmış, bunun sonucunda da ekonomik zorluklar içerisinde kıvranan toplumda suç oranları yükselmiştir. Ülkenin ekonomisine yönelik birtakım girişimler de gündemde olmakla beraber, alınan önlemlerin yeterli olmadığı düşünülmektedir. Yıllarca savaşlarla iç içe yaşamış olan bir toplumun elbette ki hemen toparlanması beklenemez. Toplumun yeniden yapılanması için zamana ihtiyaç vardır. Bu zaman içerisinde de akılcı adımlar atılması gerekmektedir.

* Stajyer, TASAM Kafkaslar - Orta Asya - Ortadoğu Çalışma Grubu

Dipnotlar

  1. Ufuk Tavful - Birleşik Kafkasya Dergisi, Eskişehir Yıl:1, Sayı: 4
  2. Prof. Dr. Nesib Nesibli, Değişen Avrasya’da Kafkasya, ASAM Yayınları, Ankara 2001, S: 9-10
  3. www.geocities.com./osman_sahin/cecenistan.htm
  4. www.geocities.com/osman_sahin/cecenistan.htm
  5. V.A. Tişkov-E.İ. Filippova-Eski Sovyet İlişkilerinde Etnik İlişkiler ve Sorunlar(Kuzey Kafkasya)-ASAM Yayınları-Ankara 2000, S:57
  6. www.geocities.com/osman_sahin /cecenistan.htm
  7. www.geocities.com/osman_sahin/cecenistan.htm
  8. www.geocities.com/osman_sahin/cecenistan.htm
  9. V.A. Tişkov-E. İ. Filippova, Eski Sovyet İlişkilerinde Etnik İlişkiler ve Sorunlar, ASAM Yayınları Ankara 2000, S: 57
  10. Tiştov- Filippova, a.g.m., s:58
  11. Tiştov- Filippova, a.g.m., s:60
  12. Tiştov- Filippova, a.g.m., s:59
  13. www.turkey.mid.ru/text_t25html-15k
  14. www.turkey.mid.ru/text_t25html-15k
  15. Tiştov- Filippova, a.g.m., s:65
  16. Tiştov- Filippova, a.g.m., s:65
  17. Taştekin , “1944 Sürgünü” http://www.kafkas.org.tr/bgkafkas/bukaf_cec_1944.html
  18. Taştekin , a.g.m.
  19. Taştekin , a.g.m.
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC