Bat(a)mayacak kadar büyük olmak
TASAM Yönetim Kurulu Üyesi İhsan TOY
TASAM Yönetim Kurulu Üyesi İhsan TOY
Yayın Tarihi : 21.6.2011

“TL o dönemde dandik bir paraydı...”

Durmuş Yılmaz MB( E) Başkanı

Ekonomide “bat(a)mayacak kadar büyük” diye bir kavram vardır. Şirket, banka veya devlet gibi çöküşüyle etkisinin ülkesel, bölgesel veya küresel büyüklükte bir kapsama alanına sahip olan piyasa aktörlerini tanımlamak için kullanılır. Bu yapılar dominonun en başında veya önlerinde yer alıp piyasayı yönlendiren, domine eden oyunculardır.

Yapı ne kadar büyükse yıkılışı da o denli zor ama gerçekleştiğinde etkisi o kadar güçlü ve sarsıcı olur. Batan geminin büyüklüğüyle ortaya çıkacak girdabın büyüklüğü doğru orantılıdır.

Örneğin 2008 küresel mali krizinde ABD dünyanın en büyük paradan para kazanıcıları arasında yer alan Lehman Brothers’ın batışına göz yumdu. Yahudi asıllı Alman bir aileden gelen Emmanuel, Mayer ve Henry Lehman kardeşler tarafından 1850 yılında kurulan yatırım bankası 613 Milyar dolar borcu ile ABD tarihinin en büyük banka iflasını başarıp (!) 20.000 çalışanını da işsiz bırakarak tarihin bankalar çöplüğündeki imtiyazlı (!) yerini almıştı. [*] Çöküşün çıkardığı girdap diğerlerini çekmeye başlayınca hemen destek paketleri açıklandı. Lehman Brothers’ı gözden çıkaran ABD reel ekonomisinin en büyüklerinden olan General Motors’u Kanada devleti ile birlikte 40 milyar dolar verip fonladı.

 ...

Şimdilerde “ABD merkezli ya da onun lokomotiflik yaptığı küresel finansal sistem bitiyor mu?”, “ABD batıyor mu?” gibi sorular sıkça sorulur oldu.

Hemen söyleyeyim; ABD batmayacak çünkü batamayacak kadar büyük. En azından önümüzdeki 30 yıl bu mümkün değil.

Şu anda rezerv parası (1944’teki Bretton Woods’tan beri hormonlu) USD ile Dünyanın ağır aksak da olsa lokomotifi. Katarı çeken lokomotif durursa vagonlar da duracaktır. ABD örtülü olarak dünyayı tehdit ediyor; “Ben batarsam siz de (bütün dünya) benimle birlikte batarsınız”. O yüzden ürettiğinden kat be kat fazlasını tüketen bu ülke dünyaya “siz vagonlar beni itekleyerek yola devam etmemi sağlayacaksınız” diyor. Küresel finansal krizde (2008) Çin, ABD’nin bu tehdidini mecburen satın aldı. Çin’in kasası onların hazine kağıtları ile tıka basa doldu. Aksi takdirde Titanik’e benzeyen ABD battığında kendisine en yakın büyüklükteki “Çin Gemisi” dahil olmak üzere çevresindeki irili ufaklı bütün gemileri de batışıyla ortaya çıkacak devasa girdabına çekip çökecek ve çökertecekti.

...

Bırakalım şimdi Amerika’yı. Ülkemize dönüp işimize bakalım.

İri ülke ile büyük ülke olmak arasındaki en temel fark hantallıktır. Dinamik ve pro-aktif olamayan büyük, hantal ve iridir.

Ülkemize yönelen düşmanlıklar için en büyük caydırıcılık batırıl(a)mayacak kadar büyük ve çevreyle entegreolmaktır.

Dokunulmazlık istiyorsanız her alanda çok yönlü (köklü - yatay - dikey) ve hormonsuz büyümeniz gerekir. O kadar büyür ve öyle ilişkiler öyle ekonomik ve sosyal bağlar kurarsınız ki, ülkenizde yaşanacak istikrarsızlık, bağlantılı ülkeleri de girdabına sokacak aşamaya gelir. Sizi hapşırtan ekonomik ve sosyal virüsler diğerlerini nezle yapar. Ekonominizin çarkları yavaşlarsa çevrenizdeki çarklar durma noktasına gelecektir.

En belirgin dokunulmazlık zırhı demokratik bir yapıya sahip olmaktır. Çünkü demokrasi her türlü sosyoekonomik zehirlenmenin panzehirini üretebilen bir sistemdir. Türkiye demokratikleştikçe bat(a)mayacak kadar büyük niteliğine biraz daha yaklaşır.

Fatih Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışmaya göre Yunanistan, İran, Gürcistan, Irak, Ermenistan, Suriye ve Bulgaristan'da yaşayan aydınlar, ülkemizin demokratikleşmesini kendi ülkeleri açısından da önemli sayıp iç savaşta sığınılacak ilk ülke olarak Türkiye’yi gösteriyorlar. Bu durum ülkemize olan güvenin bölgemizde yükseldiğini ortaya koyuyor.

Bölgesel güç olduğunuzu sizin dile getirmenizin reel politik karşılığı yoktur. Yukarıda bağlantısını verdiğim çalışmadaki gibi bunu başkalarının dillendirmesi anlamlıdır.

Vizelerin birçok ülke ile karşılıklı kaldırılması yeni bir insan ve ticaret rejiminin oturmasını sağlayarak bölgesel ekonomik entegrasyonu üst düzeylere çekmekte, öteki olgusundan beslenen düşmanlıkları törpülemektedir. Sosyal yapılar dönüşür ve gelişirken kaçınılmaz olarak çevresini de dönüştürür ve geliştirirler. Türkiye sosyoekonomik ve sosyokültürel olarak gelişirken çevresini de dönüştürüyor.

Merkez Bankası (E) Başkanı Durmuş Yılmaz’ın deyimiyle TL bir zamanlar “dandik para” idi. Eski Başkan Yılmaz “Parayı enflasyona yedirmezsek, Körfez, Kuzey Afrika başta olmak üzere bölge ülkeleri ticarette paramızı kullanacak” diyor. Yani Türk Lirası “bölgesel rezerv para” olma yolunda. İstikrar sürer, güven artar ve kazanımların üzerine yenileri eklenirse neden olmasın?

Her türlü sosyoekonomik zehirlenmenin panzehirini üretebilen demokrasimiz varsa neden olmasın?

ihsantoy@tasam.org

© 2017 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC