Türkiye Suriye Halkına Karşı Yumuşak Güç Kullanılması Taraftarıdır.
TASAM Bşk. Yrd. Murat BİLHAN
TASAM Bşk. Yrd. Murat BİLHAN
Yayın Tarihi : 21.6.2011

(Washington Post Gazetesine verilen demeç)

Suriye’deki gelişmeleri herhalde takip ediyorsunuzdur. BM’deki yaptırım girişimleri ile ilgili bilginiz olduğunu da tahmin ediyoruz. Bu konudaki görüşlerinizi öğrenmek istiyoruz.Sayın Büyükelçi, Türkiye’nin tutumu “Nedir?” ve “Nasıl?” olmalıdır konularında bizi aydınlatır mısınız?

BM’deki gelişmelerden  henüz haberin yok. Ama yaptırım  girişimleri olacağını duydum. Bu girişimlerde Türkiye’nin hassasiyetlerinin de göz önünde tutulacağını umuyorum. Bildiğiniz gibi Suriye ile Türkiye’nin çok uzun bir sınır komşuluğu var. Akraba ve gayrimenkul ilişkileri var. Her şeyden önce Suriye Türkiye’nin güvenlik arka bölgesini teşkil ediyor. Suriye’de olan hiç bir şeye Türkiye ilgisiz kalamaz. Suriye’deki her gelişme Türkiye’nin çıkarları ile doğrudan ilgilidir. Bu durumda herhangi bir harekete girişmeden veya  karar alamadan önce müttefiklerimizin ve tüm ortaklarımızın bizimle  istişarede bulunmalarını zorunlu görüyorum. Bu yapılmadığı takdirde alınacak kararların ne ölçüde sorumlulukla alınmış ve doğru kararlar olabileceği konusunda kuşkularım var.”Nasıl?” sorusu ile “Nasıl olmalı?” sorularının cevapları ayrı ayrı verilmelidir. Önce nasıl sorusuna yani Türk Hükümet’inin politikasının ne olduğu konusunu değinmek gerekirse, bunun özel hassasiyetlerimizden ve özel ilişkilerimizden kaynaklanan yoğun bir ilgi olarak tanımlanması gerekir. Türk Hükümeti Beşar Esad’a gerekli ikazları yapmış ve yapmaktadır. Bunun tercümesi şudur: Suriye halkı üzerindeki her türlü baskının kaldırılması, demokratikleşme konusundaki reformların hiç vakit geçirilmeden başlatılması ve şiddeti ve karşı şiddeti tahrik edecek davranışlardan kaçınılması şeklinde özetlenebilir. Bir de bugünlerde yoğunlaşan operasyonlardan ve Suriye’deki iç baskılardan kaçan ve kaçması muhtemel daha büyük göç dalgalarından Türkiye mutlaka etkilenecektir. Ama insani amaçlarla sınırı açık tutması ve kaçanlara koruma sağlaması doğal bir görev sayılmalıdır. Türkiye Suriyelilere karşı yumuşak güç kullanılması taraftarıdır. Türkiye’nin bu politikası “Nasıl”ın  cevabını veriyor. Ne olması gerektiğine gelince, uluslararası toplumun  ve özellikle Orta Doğu Bölgesi’nin buradaki gelişmelerden etkilenmesi tabiidir. Ama en çok etkilenmesi söz konusu olan ülke Türkiye olduğundan, Türkiye’nin her aşamada görüşlerinin alınması ve hassasiyetlerine saygı gösterilmesi gerekir.

Son bir soru olarak gerçekleşecek senaryoda Türkiye’nin istekleri doğrultusuna oturmayan kararlar alınırsa Türkiye’nin reaksiyonu ne olur? Örneğin BM yaptırım kararlarını alırsa ve Batı İttifakı içinde  bu yaptırımların uygulanmasına, örneğin, NATO tarafından operatif bir tutum takınılırsa Türkiye Suriye’deki çıkarlarıyla Batı İttifak bağlantıları arasında nasıl bir denklem kurmayı ön görür?

Türkiye Batı İttifaklarıyla kendisinin üstlendiği taahhütlere sadakat ve dayanışmasından ayrılmayı düşünemez. Ancak Türkiye’nin eksikliği ile bir “consensus” oluşamayacağına göre,  bu “consensus”a ulaşmak isteniyorsa Türkiye’nin mutlaka danışılması gereken bir ortak olduğu hiç akıldan çıkarılmamalıdır. Ben böyle bir dayanışmanın tartışma getireceğine inanmıyorum.  Burada Libya örneğindeki bir tatsızlık aklıma geliyor. Libya’da NATO dışında yapılan bazı toplantılara Türkiye davet edilmedi ve  yanlış olduğu kesin olan bazı  kararlar alınmıştı. Bu durumun Suriye bakımından tekrarı hiç arzu edilmeyen sonuçlar doğurabilir.

© 2017 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC