Azerbaycan’ın Türkistan Cumhuriyetleri ile Enerji İlişkileri
Ehtiram   AŞIRLI
Ehtiram AŞIRLI
Yayın Tarihi : 5.12.2016
Azerbaycan’ın Türkistan Cumhuriyetleri ile Enerji İlişkileri
a)  Azerbaycan - Türkiye İlişkileri

Dostluk, kardeşlik  söylemlerine hakim olan Azerbaycan-Türkiye İlişkileri “bir millet iki devlet” deyimi üzerinden tanımlanmaktadır.  Nitekim tarihten gelen etnik ve kültürel yakınlık iki ülke arasındaki ilişkilerin üst düzey gelişmesine etki eden en önemli faktörlerden biridir. 9 Kasım 1991’de Türkiye’nin Azerbaycan’ı tanımasıyla birlikte kurulan resmi ilişkiler,[1] günümüzde stratejik ortaklık çerçevesinde geliştirilmektedir. Bu stratejik ortaklığın en önemli boyutunu hiç şüphesiz enerji alanında gerçekleştirilen işbirliği oluşturmaktadır.
 
Azerbaycan -Türkiye arasında enerji alanına dair ilk girişimler Elçibey yönetimi döneminde gerçekleşmiştir. Şöyle ki, Ebülfez Elçibey batılı petrol şirketleriyle imzalayacağı anlaşmalarda Türkiye petrol şirketlerinin de yer almasını istemiştir. Nitekim Elçibey’in      5 Aralık 1992 yılında  İzmir otel odasında Turgut Özal’a “Türkiye’yi petrol işine sokacağım, iki adamını Bakü’ye  gönder” demesi ile başlayan enerji işbirliği iki ülke arasındaki ilişkilere yeni bir boyut getirmiş oldu. Bakü’ye gelen TPAO ve BOTAŞ yetkililileri Batılı petrol şirketleriyle beraber görüşmelere katıldılar. Ayrıca Mart 1993’de  Elçibey tarafından Ankara’ya gönderilen  SOCAR  Başkanı  Sabit Bağırov Azerbaycan petrolünün Ceyhan terminalına aktarılması için gizli bir anlaşma yaptı.  Fakat  4  Haziran darbesinden  sonra  iktidara gelen Haydar Aliyev petrol anlaşmalarını bir süreliğine askıya alarak Türkiye ile olan ilişkilerine de bir süreliğine ara vermiş oldu.[2]
 
20 Eylül 1994 yılında “Asrın Anlaşması”nın imzalanması sürecine  Türkiye’nin petrol şirketleri de katılmıştır. Bu süreç zarfında Türkiye’nin  TPAO  petrol şirketine  %1.75’lik pay verilse de,  daha sonralar ise  Azerbaycan kendi hissesinden %5’ini Türkiye petrol şirketine devr etmiştir. Böylelikle, Azerbaycan “Asrın Anlaşması”ndan Türkiye’ye pay vererek ilişkilerinin geliştirilmesi adına önemli bir  adım atmış oldu.[3] Nitekim günümüzde Azerbaycan-Türkiye ilişkilerini ele aldığımız zaman ne kadar doğru bir adım atdıldığı anlaşılmaktadır.

Azerbaycan’la  Türkiye arasında enerji alanına dair  BTC petrol boru hattı, BTE doğal gaz boru hattı gibi projeler gerçekleştirilmiştir. Günümüz itibariyle iki ülke arasında olan anlaşmaya göre Türkiye,  BTE hattından ihraç edilen doğal gazın yıllık 6.6 milyar m3 kendi ihtiyaçlarını karşılamak için almaktadır.  Bir kaç yıl öncesine kadar gerçekleştirilmesi düşünülen  Nabucco projesinin bu hatt üzerinden kurulması planlanmaktaydı. 

Ayrıca   bu hattın kapasitesinin 20 milyar m3’e kadar yüksedilmesi düşünülmekteydi. Fakat bu proje gerek mali, gerekse politik açıdan  Azerbaycan  devleti tarafından uygun görülmediği için   proje rafa kaldırılmıştır. Nabucco projesi konusunda Azerbaycan ve Türkiye arasında olan görüşmeler olumsuz sonuçlanmıştı. Şöyle ki, Türkiye tarafı doğal gazı  Erzurum’da  Azerbaycan tarafından alıb Avrupa’ya kendileri satmak istemekteydiler. Azerbaycan hükumeti bu konuya olumlu yanaşmadığı için anlaşmaya varılamadı. Fakat bu projenin gerçekleştirilememesinin diğer nedenide maliyyetin yüksek olması idi. Ayrıca bu projenin son durağının “ Rusya’nın sahası” olan  Avusturya bölgesi olması Bakü’nü başka projeler hakkında düşünmeye sevk etmiştir.[4]
 
Azerbaycan yapılan yeni boru hattı  müzakerelerinden  sonra 2012 yılında  Türkiye ile TANAP ve TAP projeleri üzerinde anlaşma sağlayabilmiştir. 27 Haziran 2012 yılında Azerbaycan ve Türkiye arasında TANAP’la ilgili anlaşma imzalanmıştır. Bu projenin maliyeti  7 milyard dolar olarak hesaplanmaktaydı. Bu boru hattından  2020 yılı için 16 milyar m3,  2023 yılında 23 milyar m3, 2026 yılında   ise   31 milyar m3  doğal gaz akışının sağlanması planlanmaktadır.  İlk doğal gazın akışının  16 milyar m3’tan 6 milyar m3’ü Türkiye’ye satılacak, 10 milyar m3 ise Avrupa piyasasına çatırılaçaktır. Bu projenin devreye girmesiyle birlikte Azerbaycan Türkiye iç piyasasında gaz ihtiyacının  %20’ni ödeyecektir.[5]
 
Son birkaç yıl zarfında Azerbaycan’ın Türkiyen’in enerji alanında yatırımlar  yapması dikkat çekici gelişmelerden biridir. Nitekim PETKİM, Azerbaycan’ın Türkiye’deki yatırımlarının ilki oldu.  SOCAR tarafından %51’i  özelleştirilen PETKİM  2014 yılında tamamlanmıştır. Ayrıca 26 Ekim 2011’de değeri 5 milyar dolar hacminde olan petrol üretim fabrikasının 2015 yılına kadar İzmir’de,  SOCAR ve TURCAS tarafından yapımına ilişkin anlaşma sağlanmıştır.[6]  Azerbaycan Türkiye’de Star petrol fabrikasının inşasına ve diğer ekonomik enerji projelerine  2017 yılına kadar genel olarak 20 milyar dolar kaynak yatırmayı planlamaktadır.[7]

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri açısından son dönemlerin en önemli gelişmelerinden biride Türkiye ile Rusya arasında yaşanan uçak krizidir. Türkiye’nin doğal gaz bakımından en çok bağımlı olduğu  Rusya ile gerginlik yaşaması Ankara-Bakü ilişkilerini daha da ileri boyuta taşımıştır. Rusya’dan Türkiye’ye doğal gaz kesintisinin gündeme geldiği bir dönemde 3 Aralık 2015 yılında Ahmet  Davutoğlu Azerbaycan’a resmi seferde bulundu. Bağlı kapılar arkasında gerçekleşen görüşmeler sonrası  Başbakan Ahmet Davutoğlu ve  Devlet Başkanı  İlham Aliyev kamuoyuna açık toplantı yaparak gazeteçilerin sorularını cevapladılar.[8]  Toplantı sırasında  Davutoğlu,  Azerbaycan’ın her zaman yanında olduklarını ve TANAP projesinin gerçekleşmesi  için çalışmalara hız vereceklerini dile getirdi. Ayrıca Azerbaycan hükumeti Türkiye’ye sattığı doğal gazın fiyyatında %40 indirim yaparak ikili ilişkilerin daha da ileri bir düzeye taşınması adına önemli bir adım atmış oldu.[9] Taraflar arasında bu yakınlaşmanın yaşandığı süreçte  Hazar’ın Azerbaycan’a ait kısmında Güneşli yatağının petrol ve doğal gaz tesisinde kaza yaşandı ve 32 Azerbaycanlı vatandaşımız hayatını kaybetti.[10] Türkiye’nin Rusya ile arasında gerginlik yaşaması ve  bu süreçte Azerbaycan’la daha da yakınlaşması ardından Azerbaycan’ın Hazar Denizi’ne ait kısmında kazanın gerçekleşmesi bir anda sabotaj iddialarını gündeme getirmiştir.
 
Sonuçta günümüzde Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin en önemli boyutunu enerji alanı teşkil etmektedir. Bundan sonraki süreçte Azerbaycan ve Türkiye devletleri arasında yenilenebilir enerji sektörünün geliştirilmesi için yatırımların yapılması beklenmektedir. Şöyle ki, bir çok uzmanlar tarafından önümüzdeki dönemlerde doğal gaz ve özellikle petrol üretimlerinde azalmaların olacağı tahmin edildiğinden yenilebilir enerji kaynaklarının önemli konuma gelmesi belirtilmektedir.
 

b) Azerbaycan - Kazakistan İlişkileri

Azerbaycan dış politikasında  Orta Asya  devletleri ile özellikle Kazakistan’la ilişkiler  büyük önem arz etmektedir.  Nitekim Elçibey yönetimi döneminde Türklük bağlamında Kazakistan’la ilişkiler geliştirilmekteydi.[11] Böylelikle, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler 30 Ağustos  1992  yılında kurulmuştur.[12]
 
Kazakistan  Azerbaycan’ın en yakın müttefiği ve stratejik ortağı rolündedir. Nitekim Devlet Başkanı İlham Aliyev de Kazakistan’a resmi ziyarette bulunurken bu ülkenin stratejik ortağımız, dostumuz ve kardeşimiz olduğunu belirtmiştir.[13]  Hazar’ın diğer kıyıdaş ülkelerinden farklı olarak, Kazakistan’ın Azerbaycan ile ilişkileri  hızlı bir gelişim göstererek  müttefiklik seviyesine ulaşmıştır.  Her iki ülke hem Hazar’ın hukuki statüsü, hem de enerji taşıyıcılarının üretimine yabancı sermayenin teşvik edilmesi ve dünya pazarlarına  ulaştırılması  konusunda aynı veya benzer tutumu savunarak, birbirinin çıkarlarını karşılıklı şekilde temin etmektedirler.
 
Azerbaycan-Kazakistan arasındaki ilişkiler çok boyutlu şekilde geliştirilmektedir. İkili ilişkileri ele aldığımız zaman belirtilmesi gereken en önemli hususlardan biri enerji alanına dair ilişkilerin geliştirilmesidir. Nitekim Kazakistan  bugün dünyada petrolün en büyük üreticilerden biri olarak kabul edilir. Kazak petrolünün tarihi 1899  yılına dayanmaktadır ve ilk  petrol üretimi “Karaşangul” yatağında gerçekleştirilmiştir. Günümüzde Kazakistan’ın zengin “Tengiz” yataklarının petrol rezervleri dünyanın çokuluslu petrol şirketlerinin dikkat merkezindedir.  Bu yataklarda 6 milyar ton petrolün olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca, bu ülkenin “Karaçaqanaka” yatağında 1.35 trilyon  m3  doğal gaz  ve  1.2 milyar petrol ve doğal gaz kondensatı rezervi bulunmaktadır. Fakat zengin enerji kaynaklarına sahip olmasına rağmen dış okyanuslara doğrudan çıkışı yoktur. Bu nedenle  Kazakistan kendi üretdiği petrolü ve doğal gazı Rusya yada Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan vasıtasıyla Avrupa’ya iletebilir.[14] Nitekim Kazakistan üretdiği petrolü Avrupa pazarına ulaştırmak için tranzit ülkerden biri olarak  Azerbaycan’ı tercih etmiştir. Şöyle ki, 2008 yılında Kazak petrolü  BTC  petrol boru hattıyla Avrupa’ya ulaştırılmaya başlanmış  ve böylelikle,  iki ülke arasındaki enerji işbirliği yeni bir boyut kazanmıştır.
 
Diğer yandan  Atasu Alaşankou boru hattıyla  Çin’e   20 milyon ton petrol ihraç etmeyi hedefleyen Kazakistan bu amaçını  2 yıl içinde  aralıksız gerçekleştirmeliydi. Bunun için farklı hattlar tercih edilmekteydi ve bu hatlar içersinde Azerbaycan  hattı da vardı. Sorun şu ki, Aktau limanından Bakü limanına petrolün tankerlerle taşınması gerekmekteydi. Fakat petrolün ulaştırılması için ulaşım maliyyetinin yüksek olması ve iki limanın  dayanışmasını sağlayacak boru hattının Hazar’ın dibinden geçerek inşa edilmesi mümkün  olmadığından dolayı projenin gerçekleşmesi zordu.  Hazar’ın tektonik yapısı çok karmaşıktır, bu yüzden de denizin dibi ile hat yapmak  tehlikelidir ve pahalıya mal olur. İkincisi, Hazar beş devletin çıkarlarının çarpıştığı bölgedir, bu devletler şimdiye kadar birçok konularda, özellikle Hazar’ın statüsü ile ilgili uzlaşmaya varamamıştır.  Bütün  bunlara rağmen  Kazakistan petrolünü sınırsız kabul etmek için Azerbaycan bütün olanakalara sahiptir. Nitekim  BTC  petrol  boru  hattının iletim   kapasitesi bunu  mümkün kılmaktadır. Eğer bu Astana için yeterli olmazsa o zaman  Azerbaycan’ın  Bakü-Supsa boru hattı ve Hazar filosunun hesabına gücü artırılabilir. Öyle ki,  Azerbaycan en büyük filoya sahiptir  ve  her tankerin 100 bin varil petrol taşıma kapasitesi vardır.[15]
 
Ayrıca  Kazakistan  2014 yılında  Azerbaycan’dan benzin almak istemekteydi.  Fakat  bu istek Azerbaycan hükumeti tarafından geri çevrilmiştir. Sebeb olarak ise  üretilen benzinden kendi iç piyasalarını karşılamak adına kullanıldığı belirtilmekteydi. Bu nedenle Kazakistan başka pazar arayışına girmiştir.[16]
 
Özetlemek gerekirse Azerbaycan-Kazakistan ilişkileri  Hazar denizi ve enerji olmak üzere  bir çok alanlarda geliştirilmektedir.  Şüphesiz  bu alanlardaki ilişkiler arasında  enerji işbirliği özel önem arz etmektedir. Önümüzdeki dönemlerde Kazakistan doğal gazının TANAP’a katılması gündeme gelebilir.  Böylelikle, Kazakistan Azerbaycan’ın enerji stratejisinde  daha da önemli bir konuma gelmiş olacaktır.
 

c) Azerbaycan - Türkmenistan İlişkileri

Azerbaycan-Türkmenistan ilişkilerinin tarihi temellere dayandığını ifade edebiliriz. Nitekim tarihi temeller içersinde etnik ve kültürel yakınlık iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde önemli rol oynamıştır. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler  9 Temmuz 1992 yılında kurulmuştur.[17]
 
Günümüzde Bakü-Aşkabat arasındaki ilişkiler çok boyutlu şekilde gerçekleştirilmektedir. Ancak iki ülke arasındaki enerji işbirliği özel bir önem arz etmektedir. İlk başlarda ülkeler arasında Hazar’ın statüsü sorunu  ve oradaki enerji  yatakların işletilmesine dair gerginlikler yaşansa da sonraki dönemlerde enerji işbirliği   Bakü-Aşkabat arasındaki ilişkilere yeni bir boyut kazandırmış oldu. 
Bilindiği üzere Türkmenistan doğal gaz rezervlerine göre dünyada 4. sırada gelmektedir ve 2013 yılına kadar sahip olduğu doğal gaz rezervlerinden 64.4 milyar m3’nü üretmiş,   23.3 milyar m3’nü ise tüketmiştir. Zengin doğal gaz kaynaklarına sahip olan Türkmenistan’ın önemli hedeflerinden biride bu kaynakları  küresel  pazarlara  ulaştırmakdır.  Bunun için  “Doğu-Batı Enerji Koridoru”nun üçüncü ayağı olarak gerçekleştirilmesi planlanan Trans-Hazar Doğal Gaz Boru Hattı Türkmenistan tarafından desteklenmiştir.[18] Böylelikle, bu projenin gerçekleştirilmesi veya farklı güzergahlarla  Avrupa’ya doğal gazın iletilmesi ve aynı zamanda enerji işibirliğinin geliştirilmesi için Azerbaycan, Türkmenistan ve Türkiye devletleri arasında üçlü görüşmeler yapılmaya başlandı. Bu görüşmelerden ilki  26 Mayıs 2014 yılında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapıldı. Görüşmeler sonrası taraflar arasında  imzalanan “Bakü Bildirisi” yayımlandı. Bu bildiriye göre taraflar arasında siyasi, ekonomik, ticari, enerji ve güvenlik alanlarında işbirliğinin daha da geliştirilmesi amaçlanmıştır. Özellikle taraflar arasında enerji alanında işbirliğin  geliştirilmesi  küresel ve bölgesel barış ve istikrara katkı sağlamış olacaktır. Ayrıca bildiride Türkmen ve Azerbaycan doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletilmesi belirtilmiştir.[19]  Bunun yanı  sıra  bildiride  Azerbaycan, Türkmenistan ve Türkiye üzerinden geçen ulaşım koridorunun ana ticaret güzergahına dönüştürülmesi için işbirliğinin geliştirilmesinin gerekliliğine vurgu yapılmıştır.     Bu bağlamda  Hazar’da  inşa edilen  Azerbaycan’ın  Alat ve Türkmenistan’ın Türkmenbaşı limanları bölge  ekonomisinin kalkınması  ve ana ticaret güzergahının oluşturulması açısından önemlidir.  Ayrıca ortak  bildiride ulaşım alanındaki işbirliğinin  geliştirilmesi için  “Afganistan-Türkmenistan-Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye” ulaşım koridorunun oluşturulmasının gerekliliği belirtilmiştir.[20]
 
2014 yılında SOCAR Başkanı  Rövnag  Abdullayev’in Türkmenistan’a  resmi ziyarette bulunması iki ülke arasındaki enerji işbiliğinin geliştirilmesi adına önemli adım olmuştur. Nitekim SOCAR  Başkanı  Rövnag  Abdullayev Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov ile bir araya gelerek enerji işbirliğinin geliştirilmesi ve ortak boru hatları projelerinin gerçekleştirilmesi  konusunda fikir alış-verişinde bulunmuştur. Ayrıca Türkmen Dışişleri  Başkanı  ile  de görüşen Rövnag Abdullayev görüş sırasında taraflar arasındaki enerji işbirliğine değinmiş ve aynı zamanda Türkmen doğal gazının Avrupa piyasasına ulaştırılması için gerçekleştirilen Azerbaycan-Türkmenistan-Türkiye görüşmelerinin öneminden de bahsetmiştir.[21]
 
Üçlü devletler arasındaki  görüşmelerden diğer biride   29 Ocak 2015 yılında Aşkabat’ta gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler sırasında değerlendirilen konular arasında enerji işbirliği özel bir önem arz etmekteydi.  Şöyle ki, toplantı sırasında  Hazar bölgesinden elde edilen Türkmen ve Azerbaycan doğal gazının, Türkiye üzerinden Avrupa piyasasına güvenli  bir  şekilde ulaştırılması konusu ele alınmıştır.[22]
 
Azerbaycan  ve  Türkmenistan  enerji işbirliğinde Türkiye’yi de kendi aralarına katmakla  21.  yüzyılda gerçekleşen küresel  enerji politikalarının önemli bir parçası haline dönüşmüş olacaklardır. Azerbaycan, Türkmenistan ve Türkiye arasında gerçekleştirilen enerji ve diğer alanlardaki işbirliği Türk Birliği’nin  kurulması için elverişli zemin yaratmıştır. Ayrıca önümüzdeki dönemlerde Kazakistan’ın bu enerji işbirliğine katılması gerçekleşirse bu,  Türk Dünyası adına önemli bir gelişme olacaktır. 
 
Türkmenistan bugün dört ülkeye doğalgaz ihraç etmektedir. Çin, bu anlamda “aslan payını” alıyor ve ülkenin gaz ihraçatının yarısından fazlası  bu ülkeye yapılıyor.  Sonra ise Rusya geliyor. Rusya, SSCB döneminden kalma altyapıyı kullanarak Türkmen gazını ucuza alıp Batı’ya  satıyor ve aradaki farkı da “kar” hanesine yazıyor.  Ne var ki,  Rusya,  dünya enerji fiyatlarının dramatik düşüşü ve  kendisine  uygulanan  ambargolara  paralel olarak, ihtiyacı olmadığı gerekçesiyle Ocak 2016 itibarıyla Türkmenistan’dan gaz alımını durdurdu. İran ise, Türkmen gazını alan üçüncü ülke.  Ancak orta vadede İran’ın Türkmenistan’dan gaz alımını kesmesi bekleniyor.  Zira İran  P5+1  Anlaşması’nın ardından kendi gaz rezervlerini Batılı ortaklar ile birlikte çıkarmayı ve pazarlamayı düşünüyor.  Kazakistan ise ülkenin güneyi ve doğusunun gaz ihtiyacını karşılayabilmek için  Türkmenistan’dan gaz almaktadır.  Aslında  Kazakistan doğal gaz anlamında zengin ve kendi kendisine yetecek bir ülke. Ancak coğrafi şartlar nedeniyle (ülkenin gaz rezervleri Batı’da, ancak nüfusun çoğu Güney ve Doğu’da yaşıyor) ülke içi enerji ulaştırma projelerini yapmakta geciktiği için Türkmenistan’dan gaz alıyordu. Yakın  bir zamanda  bu ihtiyaç sona erecek ve Kazaklar kendi gazlarını ülkenin tamamında  kullanmaya  başlayacaktır.

Kısacası, Türkmenistan’nın  giderek büyümesi beklenen Çin pazarına  TAPI (Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan) ile ulaşmayı planladığı, ancak Afganistan’daki güvenlik problemleri nedeniyle  mukadderatı  belirsiz  olan bir projeye bağımlı kalacak gibi görünüyor.  Bu nedenle,  önümüzdeki   süreçte  Azerbaycan  geçişli ve Türkiye’yi de içerisine katacak Trans-Hazar Projesi özelinde önemli  gelişmeler  yaşanabilir.  Azerbaycan ve Türkmenistan, biraz da Aşkabat’ın inisiyatif almak zorunda kalmasıyla Hazar’a dair anlaşmazlıklarını geri plana itip Trans-Hazar’ı Türkiye ve AB’nin yardımıyla gerçekleştirmeye çalışabilir. Bu süreçte, Rusya boş durmayacak, Aşkabat’a ve Bakü’ye baskı yapacaktır. Çin ise, giderek artan gaz ihtiyacı göz önünde bulundurulduğunda, Türkmen gazını kaybetmemek için Rusya ile birlikte hareket edebilir. 
 
Azerbaycan  ve  Türkmenistan  ülkelerinin  ortak etnik  yapıya  ve  kültürel bağlara sahip olması  iki ülke arasındaki ilişkilerin  geliştirilmesi  adına önemli bir boyutdur. İki ülke arasındaki enerji ve diğer alanlardaki işbirliği taraflar arasında kardeşlik bağlarını daha da kuvvetlendirmiş olacaktır.
 
Sonuç olarak, Azerbaycan Türkistan cumhuriyetleri ile olan enerji ilişkilerine önem vermektedir. Özellikle Türkiye olan ilişkiler Stratejik Ortaklık düzeyinde gerçekleştirilmektedir. Günümüzde Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin en önemli boyutunu   enerji alanı teşkil etmektedir. Taraflar BTC, BTE ve TANAP gibi projeler gerçekleştirerek işbirliklerini daha da ileri düzeye taşıyabilmektedirler. Aynı zamanda  Azerbaycan,  Türkmenistan ve Kazakistan ile de enerji işbirliğini geliştirmektedir. Azerbaycan-Kazakistan arasında oldukça iyi durumda olan ekonomik ve siyasi ilişkiler 2008 yılında Kazak petrolünün BTC ile taşınmaya başlamısıyla daha da gelişmiştir. Diğer taraftan her ne kadar 2010 yılından bu yana Türkmen petrolü de BTC  üzerinden taşınmaya başlamışsa da, Azerbaycan ve Türkmenistan arasında  Hazar Denizi’nde yer alan bazı sahaların kime ait olduğu konusundaki  anlaşmızlıklar  nedeniyle henüz arzu edilen seviyede bir işbirliği yapılamamaktadır.
 
 
 

[1] Nazim CAFERSOY, Elçibey Dönemi Azerbaycan Dış Politikası, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yayınları, Ankara,2001.s.121.
[2] Nazim CAFERSOY, Elçibey, s.126.
[3] Araz ASLANLI, “Asrın Anlaşması’nın İmzalanmasının Üzerinden 19 Yıl Geçti”, Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Dergisi Yıl.6. Sayı .24. 2013/4.s.36.
 
[4] Toğrul İSMAYİL, “Azerbaycan’ın enerji stratejisi ve Türkiye” Yeni Türkiye Dergisi, sayı 54, Eylül-Ekim 2013, s.1-17.
[5] Orhan GAFARLI, Avrasya Çıkmazı: Yeni Büyük Oyunu Kim Kazanaçak ?,  Nobel Yayınevi , Ankara,2015,s.132.
[6] Mehmet DİKKAYA, İhsan ÇOLAK “Türkiye-Azerbaycan İlişkilerinin Ekonomik Politiği”, Kafkasya’nın Yükselen Yıldızı İlham Aliyev Döneminde Azerbaycan (Ed.), Çağrı ERHAN, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2013, s.232.
[8] Araz ASLANLI, “ Başbakan Davutoğlu’nun Azerbaycan Ziyareti: Türkiye-Azerbaycan İlişkileri Bir Sınavdan Daha Geçti”, Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Dergisi Yıl.9. Sayı .33. 2016/1.
[9] Mehmet Çağatay ABUŞOĞLU, “ Türkiye-Rusya Krizi ve Türk Dünyası”, 21 Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, 09.12.2015. http://www.21yyte.org/tr/arastirma/milli-guvenlik-ve-dis-politika-arastirmalari-merkezi/2015/12/09/8359/turkiye-rusya-krizi-ve-turk-dunyasi ( Erişim tarihi, 11.03.2016)
[11] Nazim CAFERSOY, “ Kazakistan Azerbaycan Dış Politikasının Neresinde-1 ? “, 30.12.2014.  http://nazimCAFERSOYy.blogspot.com/2014/12/kazakistan-azerbaycan-ds-politikasnn_30.html  ( Erişim tarihi, 12.03.2016)
[13] Nazim CAFERSOY, “ Kazakistan Azerbaycan Dış Politikasının Neresinde-2 ? “, 30.12.2014.  http://nazimCAFERSOYy.blogspot.com/2014/12/kazakistan-azerbaycan-ds-politikasnn.html ( Erişim tarihi, 11.03.2016)
[14] Əli HƏSƏNOV, Azerbaycanın Geosiyasəti, Dərslik., Zərdabi LTD MMC,Bakı, 2015,s.445-447.
[18]  Çağrı ERHAN,Aysun GÜRBÜZ, “Azerbaycan Enerji Poitikası”, Kafkasya’nın Yükselen Yıldızı İlham Aliyev Döneminde Azerbaycan (Ed.), Çağrı ERHAN, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları,Ankara, 2013.s.319-320.
İlgili Döküman İçin Tıklayın
© 2017 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC