“Allahın Toprağı”na (Gotland) bir Putin Köprüsü
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 20.12.2016
“Allahın Toprağı”na (Gotland) bir Putin Köprüsü
Kırım’ın Rusya’ya katılma kararını, “serbest” iradesi ile Kırım halkı aldı. Demokratik değer ve tercihlere saygılı AB nin böyle bir karara itiraz edesi pek yok. Etse de zaten faydası yok. Ama Kırım ile ilgili “beyhude” yaptırımlar bir taraftan kendi mecraında devam ederken, “üzerinde uzlaşılan Minsk anlaşmasına tarafların uymadığı gerekçesi ile” başlatılan Ukrayna yaptırımları bir kez daha AB nin gündemine geldi. Rusya yaptırımları altı ay daha uzatıldı. Amaç hala yeni bir krizle, Doğu Ukrayna’nın da Rusya’ya katılımını caydırmak ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü güvence altına almak.
 

Keskin Sirkenin Zararı Sadece Kendi Küpüne Değil

AB nin Mart 2014 den bu yana uyguladığı bireysel seyahat yasakları,  ticaret engelleri ve transfer zorlukları, hem kendilerine, hem de Rusya’ya zarar vermeye devam ediyor.  Süresi Temmuz 2016 de sona eren bu yaptırımlar, Aralık 2016 ya kadar zaten uzatılmıştı. Şimdi ise süre Mart 2017 ye, hatta Haziran 2017 ye ötelendi.
 
Bunlar öyle çok “akıllı” yaptırımlar değil. Ancak yine de kendini kafese sıkışmış hisseden Rusya, ne yapsalar geri adım atmıyor. Donietz, yine karışık, Mariopol’de yine silahlar konuşuyor.  Rus halkı zorluk çekmeye, Rus siyaseti zorluk çektirmeye alışık. Veya bir şekilde yaptırımlar ihlal ediliyor. Rusya yeni ittifak arayışları ile bazı kayıplarını, AB yi çalkalayarak telafi etmeye çalışıyor. Etrafında da aradığında zaten epey AB küskünü var.
 
Ama bütün bu karışık duruma karşılık, Rusya elindeki enerji kozunu Batı Avrupa’ya cömertce uzatmak için her girişimde bulunmaya devam ediyor. Demek ki yaptırımlar bazı projeleri engellemeye muktedir değil. İşte siz bir örnek:
 

En Uzun Geceye Yaklaşırken, En Uzun Boru Hattı’nın Hal-i Pür Melali

Sözünü ettiğim birinci ve ikinci Kuzey Akımı projesi. İki hatlı proje için  gereken altyapı yatırımlarının tamamlandığı biliniyor. Birincisinin proje başlangıcı 2005 yılıydı. Açılışı da sorunsuz Kasım 2011 de yapılmıştı. İkincisinin projelendirilmesi bir yıl daha aldı. Onu da Ekim 2012 de başlattılar. Yani gayri resmi adı Putin Köprüsü olan çelik doğal gaz tüpleri kullanıma hazır. 
 
Yıllık 55 milyar metreküp gaz akışı kapazitesi AB için dile kolay. Üstelik bunun 2019 yılı itibarı ile 110 milyar metre küpe çıkacağının bilinmesi heyecan verici.  Ancak Rusya’nın Baltık ülkelerinin yüreğine saldığı korku yüzünden proje imkandan çok tehdid olarak algılanıyor.
 

“Ne Moskova’nın Gazı, Ne Rus’un Yüzü”

Aslında öncelikle Finlandiya ve İsveç kara sularından geçecek olan borular için, beklenen enönemli husus, Rusya’nın, komşularının egemenlik haklarına saygılı olması. Böyle bir saygının varlığına güvenilmediği için, başta İsveç, Finlandiya, Almanya,ve Danimarka olmak üzere Batı Avrupa, Polonya olmak üzere Doğu Avrupa şimdilik daha ucuz doğal gazdan, Rusya ise bunun getirisinden mahrum. Yaptırımların Gazprom’a getirdiği kısıtla, zaten birinci hattan sadece 22.5 milyar metreküp kullanıyorlar. İkinci hattan akacak gazın ise, onları Rusya’ya daha da bağımlı hale getireceği düşüncesi büyük bir tedirginlik.
 
1200 km lik ikinci boru hattının tamamlanması hem zor değil, hem de bu hat, dünyanın en uzun deniz altı hattı olması dolayısı ile bir teknoloji gururu. Zaten borular hazır. Ama Gazprom’un projedeki aslan payı da, Polonya gibi ülkeleri, Rus devleti ve Putin kadar tedirgin ediyor. Bırakınız Polonya’yı bir kenara, buzlar ülkesi İsveç’in bile kanını donduruyor.
 

İsveç’siz bir Kuzey Atlantik Zaten Nasıl Olmuş?

Şu sıralar, Gasprom’un henüz tamamen döşenmemiş boru hattından akacak doğal gazın ulaşacağı bir liman kiralama sevdasında olduğu anlaşılıyor. Ama İsveç’in güneyinde bulunan küçük aday liman Gotland’de,  geçmişteki deneyimleri ne kadar iyi oursa olsun, şimdi artık Rusya’ya duyulan güvensizlik nedeni ile tereddüt var. Küçük kasabanın halkı, aslında kendilerine aylık 3-5 milyon Avro kira geliri getirecek projeye ağzı sulanarak bakıyor. Ama NATO’ya üye olmak isteyen İsveç, siyaseten buna karşı.
 Rusya Eylül ayında, boru hatlarını İsveç sularından geçirmek için İsveç hükumetine, kiralama için de,  Gotland’a  resmi girişimde bulunmuş durumda. Rus tehlikesi, sonunda İsveç’i gecikmeli olarak NATO üyesi yaparsa, bu defa karar mekanizmalarına NATO’nun da müdahale edeceğine kesin gözle bakılmalı. İsveç’in güvenlik tehdidi olarak telakki edeceği bir proje, NATO’nun gündeminde nasıl yankılanır diye düşünmek bile abes. Özellikle boru hattının, Rus Deniz Kuvvetleri için Baltık Denizinde daha fazla volta atma ilhamı yaratacağı endişesi, şimdilik aynı zamanda ekolojik denge problemleri ile karıştırılarak takdim ediliyor. Artık başta Gotland’de Rusya’nın talip olduğu liman olmak üzere, bir çok ana ve tali limanda, yürekler Selanik.
 
Bir de şimdi boru hattına paralel olarak çekilecek fiber optik kabloların Rusya tarafından casusluk amacı ile de kullanılacağı söylentisi yayılmış durumda. Rusya böyle bir kablo çekilmesinin söz konusu olmadığına yemin de etse boş. Korkunun ilacı, tedbir, temkin, tehir ve men. Ama bütün bunların ecele faydası var mı bilemiyorum. 
 

“Putin Köprüsü” Nereye?

Eğer boru hattı tamamlanırsa, Rus gazının Avrupa girişi Almanya üzerinden olacak. Bu Ukrayna ve Polonya’nın kaybı. Ancak bu kayıp o iki ülkeye ve özellikle Polonya’ya güven kazandırmıyor. Gelir kayıplarının büyüklüğü, bypass edilmelerinden dolayı kazanmaları gereken güveni haydi haydi aşıyor. Zaten onun için birçok dedikoduyu bu iki ülkenin yaydığı, Baltık komşularını korkuttuğu iddia ediliyor.
 
Ama öyle veya böyle şimdilik, “Allahın (bir başka) Toprağı”nda, Allahın kulu Putin’in köprüsüne yer yok. Aynı “Allahın Toprağı”(Gotland) nda Rusya’ya kiraya verilecek bir liman da yer de yok. Gotland maddi menfaatini düşünebilir. Ama İsveç kendini NATO’suz veya NATO’lu korumak ihtiyacında.
İlgili Döküman İçin Tıklayın
Diğer Yazıları
© 2017 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC