Sivil Toplum Gelişiminin Başlangıç Noktası
1866'da matbaanın ortaya çıkmasından bu yana Sarajevo'da çok sayıda gazete ve dergi yayınlandı; bunlar da zaman içinde kıraathane ve okuma odalarının açılmasını beraberinde getirdi. Okuma odaları, kamu erişimine açık yerlerde, genelde şehir merkezlerinde veya büyük mahallelerde yer alıyordu. Zamanın gazeteleri, Bosna-Hersek'teki kafelerin tümünün kıraathanelere dönüştüğünü, başka bir deyişle kafelerin büyüdüğünü ve kafelerde okuma için yer ayrıldığını söylüyordu. Topal Şerif Osman Paşa ve varisçilerinin yönetimi veya hükümdarlığı esnasında (1861 - 1878), çok sayıda kıraathane inşa edildi ve kamuya açıldı.
Bosna-Hersek'in 1878 yılında Avusturya Macaristan İmparatorluğu tarafından işgal edilmesiyle bölgede pek çok siyasi değişim görüldü ve ülkenin tarihinde büyük ölçekli sosyal, ekonomik ve kültürel süreçler başlatılmış oldu. Bosna-Hersek'in tam kültürel gelişimi, Balkan Yarımadası'nın bu kısmındaki monarşinin uzun vadeli çıkarlarının yanında ikinci plana atıldı.
Bu türden siyasete cevaben, din ve eğitimle ilgili özerkliklerin oluşturulması, daha fazla sayıda kıraathane açılması, daha fazla türden dergi ve gazete çıkarılması, kitap ve diğer yazınsal çalışmaların daha fazla yayımlanması arayışında olan çok sayıda karşıt hareket ortaya çıktı. Bunun sonucunda 19. yüzyılın sonlarına doğru kıraathaneler ve korolar, Bosna kasabalarının veya bölgelerinin çoğunda yeni bir kültür formu ve kültürel etkinlik biçimi haline geldi. Kıraathaneler, yeni bir sosyal yaşam biçiminin ortaya çıktığı yerler olarak
memurların, askerlerin, iş adamlarının ve diğer herkesin ilgisini çeken yerler olageldi. Kıraathanelerin hedefleri arasında eğitimsel ve insani niyetler de vardı. Kıraathanelerde gerçekleştirilen etkinlikler, insanların genel farkındalığını artırmak ve kültürel seviyelerini yükseltmek ve geliştirmek, ayrıca gerekli iş alanları ve meslekler oluşturmak ve yerel zeka ya da yerel yeterlilikleri artırmak odaklı gerçekleştiriliyordu. Bu rol, daha sonra kültürel ve eğitimsel merkezlere geçti.
Devletin yardımıyla, sözde "krajcarska" toplumları olan monarşi yandaşı gruplar oluşturuldu (Sırp kartalı, Hırvat kartalı ve Müslüman kartalı). Yukarıda bahsedilen iki grubun (ulusal ve monarşi yanlısı) yanı sıra, 19. yüzyıl sonlarına doğru, alkolizm karşıtı topluluk, ticaret topluluğu, bisiklet ve otomobil grupları ve hatta ilk kadınlar kulübü gibi yeni gruplaşmalar ortaya çıkmaya başladı.
Yugoslavya Krallığı'nın ortaya çıkmasıyla birlikte, yukarıda verilen görevler çoğunlukla her bir ulusal bölgede dini ve eğitimsel topluluklar tarafından yürütülmeye başlandı.
İkinci Dünya Savaşı sırasında bu toplulukların ve grupların çoğu zamanla zayıfladı ve insani çalışmalara odaklanan birkaçı (Müslüman Gençlik gibi) hâricinde ortadan yok oldu. 1945 yılında komünist yönetimin ortaya çıkmasının ardından, bağımsız sosyal kuruluşların tüm formları sürgün edildi. Yalnızca devletin kontrolünü elinde tuttuğu ve etkinliklerine onay verdiği kuruluşlar ayakta kalabildi. Bu yasaklayıcı uygulama da Yugoslavya'nın düşüşü ve dağılışına kadar süregeldi.
Bosna-Hersek savaşının başlangıcında bölgedeki ilk insani yardım ve sivil toplum kuruluşları (STK) ortaya çıkmaya başladı. Bu kuruluşlar, dünyanın her bir köşesinden gelen kişilerce oluşturuluyordu ve çoğunlukla Bosna vatandaşlarına yiyecek yardımı ve diğer gereksinimleri sağlamak adına çalışan insani yardım projelerinin uygulanmasını kolaylaştırmak için Bosna'da ofis açıyorlardı. Söz konusu kuruluşlar, çeşitli basit görevlerde bölge insanlarını çalıştıran yabancı kişilerce yönetiliyordu.
Savaştan sonra ise bu kuruluşlar Bosna-Hersek'de kaldı ve misyonlarını, insani yardımdan "demokrasinin" gelişimini sağlama ve demokratik girişimleri destekleme (kendi algı ve uygulamalarına göre) yönünde değiştirdiler; bu anlamda gereken şeyleri temin etme ve bireylere, yerel organizasyonlar oluşturma anlamında destek sağlama çalışmaları yürüttüler. Bu şekilde Bosna genelindeki sivil toplum kuruluşları sayısında büyük bir artış yaşandı. Bu durum da, teoride devlet yönetiminde olmayan, ancak pratikte sadece Bosna devleti yönetiminde olmayan bir STK sektörüne yol açtı. Bir yandan bu süreci aslında normal görebiliriz, çünkü "para konuşur". Ancak bu ilişki, (her sivil toplum
kuruluşunun tabanında yer alan) Bosna halkı gözünde tüm STK sektörünün değerini düşürdü ve STK sektörüne yönelik olumsuz bir algıyı beraberinde getirdi; olası yerel yatırımcılar, bağışçılar ve lehtarlar da bu görüşe dâhil oldu.
Sorunların Çoğunun Çıktığı Nokta Bu, Şimdi de Nedeninde Sıra!
Her şeyden önce güvensizlik ve olumsuz algıların nedeni, teşvik edilen bu kuruluşların ve yardım sağlayıcıların direttiği proje ve programların, ülkenin esas ve gerçek gereksinimlerini ve yardım sağlaması hedeflenen asıl kişileri göz ardı etmesidir. Ayrıca, söz konusu kuruluşlarda görev alan (ülkeye hakim olan genel muhtaçlık ve fakirlik ortamında yüksek maaşlarla, şirket arabalarıyla ve başka "dış" çıkarlarla gözü boyanmış) kişilerin kibirli tutum ve davranışları ve Bosna-Hersek'te insanların karşılaştığı gündelik baskılara karşı takınılan duyarsız duruş da STK'lara yönelik olarak oluşan güvensizlik ve kötü hissiyatların bir başka nedenidir.
Bu Şekilde, STK Sektörünün Temeli ve Hedefi Çoğunluk Tarafından Göz Ardı Edilmiş Oldu
Bu dönemde, faaliyet gösteren kuruluşların misyonunu anlamamak, bu kuruluşları destekleme taraftarı olmamak veya insanlar arasındaki büyük ayrımın bir parçası olmayı reddetmek ve sıradan insanlar pahasına yüksek maaşlı çalışanların huzuruna destek olmayı istememekten ötürü, çok az sayıda insan bu türden etkinliklere katılım gösterdi.
STK sektöründe günümüzde kuruluşların finansmanı ve faaliyetleri yönetim yapılarının desteğine veya yabancı yatırımcıların siyasi gündemlerine dayalıdır.
Tüm bunlar neticesinde, en çok ihtiyaç sahibi olanlara yardım etmek ve destek sunmak üzere, misyonu, enerji ve kullanılabilir kaynaklara odaklanmak olan "Yeni İnisiyatifler Merkezi" veya kısa adıyla "CSI" adı altında bir kuruluş oluşturmaya karar verdik. Misyonumuz, kişisel ve toplumsal memnuniyet ve refah ortaya çıkarak bir ortam sağlamak ve aşağıdaki hedeflere ulaşmaktır:
linçli bir ekonomi ve iş ortamı yaratarak ve kişisel ve kendini düzenleyebilen ekonomik yeterlilikler elde etmek üzerine çalışarak fakirlikle mücadele etmek.
Bu yaklaşımla birlikte CSI kısa bir süre içinde sanat, kültür, bilim ve ekonomi alanlarında çok sayıda yapısal organizasyon ortaya çıkartan (Arkeologlar Topluluğu 1894, CSI BMI - Bosna tıp inisiyatifi, ForUm - kelime, konuşma, diyalog, Sinema Kulübü, İşletme Kulübü ve diğerleri) tanınmış bir kuruluş haline geldi ve Dar (Hediye) Vakfı ile birleşerek, genel anlamda olumlu bir gelişime yönelik olarak iyi bilinen bir platform oluşturdu.
Bir kuruluş olarak CSI yalnızca kendisi, üyeleri veya diğer kısa vadeli yapay projeler için değil, aynı zamanda derin köklü bilinçlendirme ve insanlar içindeki iyiyi dışarı çıkarma ve her an her yerde insanlarin içinde var olan iyi tohumları besleme çalışmaları için faaliyet göstermektedir. Biz de tüm bu motivasyonların herkes tarafından benimsenmesi gerektiğine inanıyoruz.