Ermenilerin Mağduriyet Psikolojisi: Olayların Perde Arkası

Konuşma

Bendeniz burada sadece TÜRKSAM Başkanı sıfatıyla değil, daha ziyade Türkiye-Azerbaycan Derneği Başkanı sıfatıyla da bulunuyorum. Bu sebeple çok kısa ve beni rahatsız eden bir konuya değinmek istiyorum....

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri, Değerli Misafirler!

Öncelikle TASAM’ a bu güzel toplantı ve daveti için teşekkür ediyorum.

Bendeniz burada sadece TÜRKSAM Başkanı sıfatıyla değil, daha ziyade Türkiye-Azerbaycan Derneği Başkanı sıfatıyla da bulunuyorum. Bu sebeple çok kısa ve beni rahatsız eden bir konuya değinmek istiyorum.

Madem Türk diasporası üzerinde konuşacağız, onun faaliyetlerinin sadece yurtdışında yürütülen bir faaliyet olmadığına muhakkak değinmek lazım. Öyle bir noktaya gelmişiz ki, bugün Türkiye’de de bir Türk diasporasından belki bahsetmek gerekecektir. Neden? Çünkü eskiden bizim bildiğimiz gibi Ermeni diasporası Fransa’da, Amerika’da, Rusya’da değil, artık Türkiye’de de her geçen gün ciddi bir güç ve mevzi kazanmaktadır.

Geçenlerde gazetelerde vahim bir haberin yayınlandığına şahit olduk. Manşetlerden verilen bu haberin başlığı “Azerbaycan’da Türk bayrakları yasaklandı” idi. Araştırmalarımız sonucunda gördük ki, böyle bir haberin aslı astarı yoktu. Azerbaycan’da Ulaştırma Bakanlığı bir genelge yayınlamış ve şehiriçi taşımacılık yapan minibüs ve otobüslerde reklam içerikli her türlü yazı, flama, bayrak v.s. gibi görsellerin taşınması yasaklanmış. Bu haber Türk basınına Azerbaycan Türk bayraklarını yasakladı olarak yansımıştı. Azerbaycan bunu teksif etti, ama bu aynı şekilde Türk basınında yer almadı. Netice itibariyle insanlarımızın aklına “bakın, Azerbaycanlı kardeşlerimiz bayrağımızı yasaklıyor” algısı yerleştirildi.

Aradan birkaç gün geçti ve bir başka haber yayınlandı: “Azerbaycan artık havaalanında Türklere vize vermeyecek, ülkeye ziyaret ancak özel davetle yapılacaktır”. Yine araştırdık ve bu haberin de aslı astarının olmadığını gördük. Bu tür asılsız haberlerin sıkça yayınlandığı maalesef bir gerçektir. Belli aralıklarla Türkiye’de kamuoyu yeniden bir şeylere hazırlanıyor. Türk kamuoyunda Azerbaycan algısına sürekli bir olumsuzluk yerleştirilmeye çalışılıyor.

Referandumdan sonra hızlı bir Kürt açılımı başlamıştı. Basına ve gelişmelere baktığınızda bunu rahatlıkla görebiliyorsunuz. Şimdi Azerbaycan ile ilgili bu olumsuz haberlerin basına yansıtılmasına da baktığımızda aklımıza acaba “Ermeni Açılımı”nın yeni bir dalgası mı geliyor? şeklinde bir soru beliriyor. Şimdi bu yaşananlardan sonra ümit ederim ki, bu sürecin sonu da “Ermeni açılımının” ikinci, üçüncü perdesine doğru bizi götürmez.

Bir hususu yine vurgulamak istiyorum. Bu tür toplantılar son derece önemli toplantılardır. Şükür ki artık Kazakistan gibi, Türkmenistan gibi, diğer birçok Türk Cumhuriyeti gibi ülkelerimiz ayaklarının üzerindedir ve bu ülkelerimiz artık birçok sorununu kendisi çözebilecek durumdadır. Ama maalesef Doğu Türkistan gibi, Ahıska Türkleri gibi, Irak Türkleri gibi, Güney Azerbaycan Türkleri gibi Türk kardeşlerimiz hala kendi seslerini duyurmaktan mahrumlardır. Dolayısıyla da bu tür toplantılarda bu kesimdeki Türk kardeşlerimize biraz daha fazla imtiyaz tanıyabilirsek, zannediyorum ki maksat daha fazla hasıl olacaktır.

Ahıskalıların sesini buralarda daha fazla duyurmalıyız, Uygur Türklerinin sesini daha fazla duyurmalıyız, Irak Türklerinin, Güney Azerbaycan ve dünyanın birçok bölgesinde ciddi sıkıntılar yaşayan, örneğin Batı Trakya Türklerinin -bugün Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Yunanistan ziyaretine başladı- sesini bu tür toplantılarda diğerlerine oranla daha fazla duyurmak mecburiyetindeyiz.

Burada Ermenilerin “soykırım” iddialarını konuşuyoruz, ama bunları konuşurken bir eksiklik var. Ermeniler ne yapmaya çalışıyor, neyi planlıyor? Bunu tam olarak çözmeden, bunu tam olarak algılamadan bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin bu anlamda ciddi bir strateji eksikliği vardır. Bu da Ermenilerin ne yapmaya çalıştığını tam olarak algılayamamaktan kaynaklanmaktadır. Çok net ifade edebilirim ki, Ermenilerin 2015 diye bir stratejisi vardır ve bu strateji gereği siz bugün kapıları açsanız bile Ermeniler bir bahane ile bundan vazgeçeceklerdir emin olunuz.

Neden?

 Çünkü 96 yıldır bir mücadele sürdürüyorlar. Bir mağduriyet psikolojisini bütün dünyaya yaymaya çalışıyorlar. Yaşandığı iddia edilen sözde soykırım olayının yüzüncü yılına dört sene kalmıştır.

Amaç ne? 1915 yılındaki savaş sırasındaki tehciri “soykırım” olarak bütün dünyaya anlatmaya çalışıyorlar. Anlatınca ne olacak? Bununla hadise kifayet edecek mi? Elbette değil. Bunun arkası gelecektir. Amerika’da tapu davaları artık açılmaya başlanmıştır.  Bugün belki biz farkında değiliz, ama Ermeniler Türkiye’de ciddi bir tapu çalışması yapıyor. Türkiye’de çok ciddi bir tapu davası süreci başlayacaktır. Bakınız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) diye uluslararası birçok kuruluş yakında Türkiye’deki bütün iç hukuku tükettikten sonra söz konusu olaya odaklanacaktır. Dolayısıyla da birtakım olayları çok daha net görmemiz lazım. Ermenistan’ın, Ermenilerin 2015 stratejisine göre Türkiye ile asla ve asla önümüzdeki 4 yıl içerisinde bir barışma olmayacaktır. Bu sebepledir ki zaten Dağlık Karabağ sorunun çözüm sürecinde Ermenistan mümkün olan bütün engelleri çıkarmaya devam ediyor. Çünkü Ermeniler farkındadır ki Dağlık Karabağ sürecinde bir çözüm olursa Türk-Ermeni normalleşmesi sürecinde de bir çözüm olacaktır. Dolayısıyla da batıdaki parlamentolar, diğer uluslararası kuruluşlar Ermenilere diyeceklerdir ki, “Siz zaten sorununuzu çözmüşsünüz”. Bu durumda o mağduriyet sorunu ortadan kalkmış olacaktır. Hâlbuki bu şekilde mağduriyet psikolojisi batıda devam ediyor. Örneğin Amerika’nın, örneğin Fransa’nın herhangi bir sorununu da bu işin içerisine katılarak istismar edilir vs…

Batıdaki parlamentolardan 2015 senesine kadar bu süreç hızla geçirilmeye çalışılacaktır. Sadece parlamentolarla mı sınırlı kalacak? Hayır, yerel parlamentolardan da bunu geçireceklerdir, geçirmeye devam ediyorlar. Bunun için 2015 yılına kadar, Dağlık Karabağ sorununun çözülmemesi gerekiyor. Bunun için 2015 yılına kadar protokollerin devreye girmemesi gerekiyor.

 Biz ne yaparsak yapalım emin olunuz ki, Ermeniler bundan hep kaçacaktır, ama suçlanan taraf hep biz olacağız.  Dolayısıyla da Ermenilerin 2015 stratejisini çok iyi bilmemizde büyük fayda vardır diye düşünüyorum. Bu konuyla ilgili bizim çok detaylı çalışmalarımız var. Arzu edenler TÜRKSAM’ın sayfasından bununla ilgili detaylı bilgileri alabilirler.

 Son olarak sözlerime şunu da ekleyerek tamamlamak istiyorum. Dün Azerbaycan’dan gelen çok değerli diasporadan sorumlu devlet bakanı Nazım İbrahimov şunu ifade etti. Haydar Aliyev, çok doğru bir tespitle ortaya koyduğu ‘bir millet iki devlet‘ sözünden sonra bir milletin elbette ki ‘birkaç diasporası’ olmaz sözünü de biz artık kendimize bir ana fikir olarak kabul etmek durumundayız. Ve bu diasporayı artık eski usullerle değil, yeni usullerle çalıştırmak durumundayız. Amerika’yı yeniden keşfetmenin hiç sırası değildir. Önümüzde dört senelik soykırım konusunda bir vakit var ve vakit geçirmeden bütün bu diasporalar, Kazak diasporası, Türk diasporası, Azerbaycan ve dünyada bu anlamda ne kadar Türk diasporası varsa bu alana yöneltmek durumundayız. Bizim en acil ve güncel sorunumuz budur. Elbette ki, diğer Doğu Türkistan Türklerinin, diğer ülkelerimizin Kazakistan’ın, Kırgızistan’ın sorunlarını bu diasporaları birleştirerek tek ve büyük bir diasporayla çözmek durumundayız.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4760 ) Etkinlik ( 163 )
Alanlar
Afrika 64 1108
Asya 67 1690
Avrupa 13 1329
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 498
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 22 565
Orta Doğu 16 1125
Karadeniz Kafkas 2 649
Akdeniz 2 424
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3097 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 2000
Türk Dünyası 16 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3284 ) Etkinlik ( 67 )
Alanlar
Türkiye 67 3284

Son Eklenenler