Alternatifsizlik Çözümü İslamofobya

Makale

İslamofobya son dönem literatürümüzde çokça geçiyor. İslam’ı ve Müslümanları belirli negatif sıfatlarla algılayarak tanımlayan bu bakış açısının kökensel, tarihi ve güncel sebepleri bulunuyor....

İslamofobya son dönem literatürümüzde çokça geçiyor. İslam’ı ve Müslümanları belirli negatif sıfatlarla algılayarak tanımlayan bu bakış açısının kökensel, tarihi ve güncel sebepleri bulunuyor. Bu kavramlaştırmanın pek çok özelliği yanında bir alternatifsizleşme stratejisinin taktiksel bir ayağı olduğu meselesi ise bu bağlamda dikkate dokunuyor.
 
İki özne arasındaki rekabet durumunun keyfiyetini bu rekabetin karşıtlık veya alternatiflik ikileminden hangisi dayanıp dayanmadığı belirler. Karşıtlık ilişkisi bir rekabette çoğu kez birbirini besleyen bir vaziyeti söz konusu kılarken, alternatiflik durumu, ister birbirinin aynı ister diğerinden farklı yapılar olsun, rekabetin mahiyetini tayin eder. Bunun neliği ve nasıllığı ise bu rekabetin oluştuğu anlam zemini ve sosyolojik ortamın dinamikleri ve esasları tarafından belirlenir. Bundan bağımsız olarak karşıtlık ilişkisi öznesi ve yüklemi aynı olan yapıların sadece nitelik olarak farklılaşması durumunu oluşturduğundan değilleyici bir karşıtlık birinin varlığını ötekisi için varoluşsal bir gerilime sokmaz. Alternatiflikte var olan çelişik olma durumu ise öznesi ve yüklemi benzer yapıların hem nicelik hem de nitelik yönünden farklı olması durumudur. Çelişik önermeler arasında doğruluk değeri bakımından da bir zıtlık vardır. Bu durumda yapılardan biri doğruysa diğeri zorunlu olarak yanlıştır. Bu nedenle birbirlerinin varoluşsal alternatifi olurlar. Bu bakımdan karşıtlık ile baş etmek kolay iken çelişik ile rekabet çetrefillidir.
 
Mahut Batı İslam’ı soğuk savaş sonrasında bir alternatif olmaktan çıkarıp bir rakip haline getirmek üzerinden bir strateji kurdu. Bu strateji, bir medeniyet çerçevesi olan Batının alternatifi olacak tüm yapılara karşı tutumunda olduğu gibi İslam’a da yöneldi. İslam alternatif bir rakip olmaktan çıkarılıp karşıt bir rakip haline getirilmeliydi.
 
Özne niteliğini kaybeden İslam nesneleştirilerek donuklaştırıldı.
 
Bu stratejinin çatı taktiği İslamofobya üzerinden kurgulanan bakış açısı içerisinde negatifler reotriği üzerinden kurgulanan bir literatür çoğaltma ve fiziksel gerçeklik kurgulama mantığı ile İslam ve medeniyetini fobik bir şey haline getirmektir. Bu cümleden elbette Türkofobya da  bu bağlamda gelişen tarihi bir süreç ve oryantalist bir işlenmişliği ile 11 Eylül güncellenmesi ile oluşan bir yaklaşımla karşımızda durmaktadır. Barbar Türk’ten terör kavramlarına kadar uzanan bir çizgideki değişmeyen akıl güncellendi.
 
İslamofobya taktiğinin şüphesiz en önemli aparatı ise terör kavramı üzerinden oluşturulan din eşittir terör, Müslüman eşittir terörist anlayışının oluşturulması ile karşıt hale getirilen İslam teorik ve pratik boyutları ile beşeriyet için batı yanında alternatif bir zemin olmaktan çıkarıldı. Bu yolla oluşan negatif retorik işlenerek geliştirildi. Kulelere çarpan terör uçakları şokuyla insanlığın zihninde zorbalığın geleceği meşrulaştırılıyordu. Medeniyet, kültür ve teknoloji üretmeyen Müslümanın tek mahareti şiddetti.
 
İşte bu noktada Batılı ve küre çapında üretilen literatür oryantalist imajlara soğuk savaş ve 11 Eylül sonrası içerikler geçirilmesi suretiyle güncelleme gerçekleştirilerek taktiksel gelişime devam edildi. Böyle Doğuda yine din görünümlü şiddet elinde bıçakla kelle almakta ve kadın yine cinselliğin malzemesi olarak mahut önyargıların ateşine güncel odunlar atılmaktaydı. Böylece fiziksel gerçekliğine de kavuşan Doğu dehşeti Afganistan, Irak ve Suriye üzerinden DAEŞ, BOKO HARAM, gibi örneklerle beşeriyet bir kere daha karşıt kılınan İslam karşısında mevzilerine çekiliyordu.
 
Bu stratejinin taktiksel en önemli son açılımı ise ateşi maşayla tutarak vesayet uşakları kullanmak ve daha fecisi Müslümanı Müslümana kırdırarak oluşturulmak istenen algısal zeminin sağlamak ve İslam dünyasının istikrarsız, geri kalmış ve atalete gömülmüş halini göstermek için sonuna kadar suiistimal ettikleri açıktır. Bu yolla insanın, kadının ve çocuğun değersiz olduğu iması ile Doğu insanlığın öldüğü bir fiziki gerçekliğin mekânı haline getirilerek alternatif olma özelliğini de yitirmiştir. İslam coğrafyası insanı yok eden bir dogmalar diyarı olarak gösterildi.
 
Bu yolla Batı, medeniyet ve kültür üzerinden karşısına aldığında çelişik ve alternatiflik içeren bir vaziyet yerine katı karşıtlığı içeren batılı demokrasinin karşısına terörle çıkan bir İslam ve Müslüman imgesi ile dikildi. Mevcut anlam dünyası ve sosyolojik fay hatları kırılması yoluyla rakip İslam ve medeniyeti alternatif olmaktan çıkarılarak, İslam Dünyası siyasi, sosyal ve ekonomik krizler içine itilerek çoklu bir taktiksel açılım ile alternatif karşıt rakibe dönüştürülerek bela savılmaya çalışıldı. Atlantik ile Avrasya arasında savrulan bu dünya yerini ve teklifini kaybetti. Suriye’nin son hali de işte bu çerçevede okunduğunda yüzyıllık yıkımın gelecek yüzyıl için söz konusu kılınması ile Batının tekliği ve alternatifsizliği beşeriyete öğretilmek suretiyle müesses nizamın devamı amaçlandı. Alternatifsizliğini dayatma yolunda önemli yol alan Batı feto gibi iç müttefiklerinin de yardımıyla İslam dünyasının idraksiz idareleri sayesinde ve üzerinden stratejisini gerçekleştirmeye devam ediyor. İslamofobyayı soyut bir düşmanlık ideolojisi görmenin ve tarihi ön yargıların ifadesinden ibaret sanmanın bedeli çok ağır olacaktır.
 
Doğu Guta kanarken mahut sessizlik çok mu şaşırtıyor?  
 

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4725 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1101
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3266 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3266