Ortadoğu’da Terörizmle Mücadele Kapsamında Birleşmiş Milletler’in Rolü
Ülkü  HALATÇI ULUSOY
Doç. Dr. Ülkü HALATÇI ULUSOY
Ankara Üniversitesi, Hukuk Fakültesi
Yayın Tarihi : 26.6.2018
Ortadoğu’da Terörizmle Mücadele Kapsamında Birleşmiş Milletler’in Rolü
Özet
1934 yılından bu yana uluslararası topluluğun gündeminde olan terörizm konusunda atılan ilk önemli adım, Milletler Cemiyeti döneminde terörizmin önlenmesi ve cezalandırılması amacıyla hazırlanan bir sözleşme taslağıdır. Sözleşme, 1937 yılında kabul edilmesine rağmen hiçbir zaman yürürlüğe girememiştir.
 
Birlemiş Milletler’in kuruluşundan sonra özellikle 1963 yılından bu yana uluslararası topluluk, terörist eylemeleri önlemek amacıyla evrensel düzeyde 14 sözleşme ve bu sözleşmelere ilişkin dört değişikliği kabul etmiştir. Anılan sözleşmeler, Birleşmiş Milletler’in bu konuda yetkili organı olan Genel Kurul ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu bünyesinde hazırlanarak bütün üye devletlerin katılımına açılmıştır.
 
Birleşmiş Milletler bünyesinde uluslararası terörizm konusunda Güvenlik Konseyi’nin almış olduğu kararlar önemli bir yere sahiptir. 11 Eylül terörist saldırıları sonrasında 28 Eylül 2001’de kabul edilen 1373 (2001) sayılı Güvenlik Konseyi kararı ile kurulan Terörizmle Mücadele Komitesi, 1373 (2001) ve
1624 (2005) sayılı Güvenlik Konseyi kararları gereğince üye devletlerin kendi sınırları içinde ve dışında terörizmin önlenmesi konusunda alması gereken tedbirleri ve düzenlemeleri gözetme konusunda görevlendirilmiştir. Terörizmle Mücadele Komitesi’ne yardımcı olması amacıyla kurulan Terörizmle Mücadele Komitesi İcra Direktörlüğü, üye devletlere terörizmle mücadele konusunda yapmaları gereken idari ve yasal düzenlemeler konusunda teknik yardım olanağı sağlamaktadır.
 
1373 (2001) sayılı Güvenlik Konseyi kararı, üye devletlere terörizmle mücadele konusunda iç hukukta yapmaları gereken düzenlemelerin yanı sıra Birleşmiş Milletler bünyesinde terörizmle mücadele konusunda kabul edilen antlaşmalara taraf olma yükümlülüğü de getirmektedir. Buna koşut olarak da
üye devletler iç hukuklarında gerekli düzenlemeleri yapma konusunda yükümlülük altındadır.
 
2011 yılından bu yana devam eden Suriye iç savaşı ve sürecin kötü yönetilmesi nedeniyle ortaya çıkan boşluk, aşırı uç gruplar tarafından hızla doldurulmuştur. Bölgesel güçler arasındaki rekabetin artması ve mezhep ayrılıkları, terörist gruplar için uygun bir zemin hazırlamıştır. IŞİD ve benzeri terörist gruplar, uluslararası barış ve güvenlik için 11 Eylül dehşetini yaşatan El Kaide terör örgütünden bile daha tehlikeli bir hale gelmiştir. Günümüzde IŞİD, uluslararası barış ve güvenlik için en büyük tehdit olarak kabul edilmektedir.
 
Suriye ve Irak’ta etkinliğini devam ettiren IŞİD, Güvenlik Konseyi tarafından da uluslararası barış ve güvenlik için beklenmeyen önemli bir tehdit olarak nitelendirilmiş ve Konsey, oybirliği ile alınan 2249 (2015) sayılı Kararı aracılığıyla bu örgüt ile mücadele edebilmek için üye devletlerin her türlü tedbiri
almaları gerektiği yönünde çağrıda bulunmuştur. Ayrıca yine oybirliği ile Güvenlik Konseyi, 26 Haziran’da Tunus’un Sousse kasabasında, 10 Ekim’de Ankara’da, 31 Ekim’de Peninsula’da, 12 Kasım’da Beyrut ve 13 Kasım’da Paris’te IŞİD tarafından gerçekleştirilen vahşi terör saldırıları kınamıştır.
 
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 15 üyesi, IŞİD tarafından gerçekleştirilen ağır, yaygın ve sistematik insan hakları ihlalleri ve kültürel mirasın yok edilmesinden sorumlu kişilerin cezalandırılabilmeleri için üye devletlerin her türlü işbirliğini yapmaları çağrısında bulunmuş ve gerek terörizmin gerek terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla her türlü tedbirin alınması konusunda devletlerin yükümlülükleri hatırlatılmıştır. Öte yandan Birlemiş Milletler ve NATO’nun müdahaleye yönelik isteksiz bir tavrı bulunmaktadır.
 
15 Aralık 2015’te Suudi Arabistan Ortadoğu’daki terörizm sorunu ile mücadele edebilmek amacıyla 34 devletten oluşan evrensel bir İslami İttifak kurduklarını ve merkezinin Riyad olduğunu açıklamıştır. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu İttifak, IŞİD’in yanı sıra bölgedeki diğer terör örgütleri ile de mücadele etmeyi hedeflemektedir. Suudi Arabistan’ın bölgesel rakipleri olan İran, Irak Şii Yönetimi ve Suriye Esad rejimi ise, İttifak’ta yer almamıştır. Sadece Sünniler’den oluşan bir İttifak olması nedeniyle de eleştirilmiştir.
 
İttifak’ın kuruluşuna ilişkin açıklamada ise, sadece IŞİD değil diğer terör örgütlerinin de hedef alındığı, amacının Birleşmiş Milletler gibi uluslararası barış ve güvenliğin temin edilmesine yönelik olduğu belirtilmiştir. Bölgedeki önemli Arap ülkelerinin yanı sıra NATO üyesi Türkiye ve çok sayıda Afrika ve Asya ülkesinin de İttifak’ı desteklemesinin öneminin büyük olduğu vurgulanmıştır. Kuşkusuz alınacak tedbirler ve gerçekleştirilecek askeri operasyonların Birleşmiş Milletler Antlaşması ve özellikle Birleşmiş Milletler’in terörizm ile mücadele amacıyla almış olduğu kararlar ile uyumlu olması gerekmektedir.
 
Bu çalışma ile Birleşmiş Milletler’in uluslararası terörizm ile mücadele yöntemlerinin Güvenlik Konseyi kararları ışığında Ortadoğu’da nasıl uygulandığı güncel gelişmeler özellikle de IŞİD sorunu ve Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan İslami İttifak kapsamında değerlendirilecektir.
 
Anahtar Sözcükler: Uluslararası Terörizm, Ortadoğu, Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi, terörizmin finansmanı, akıllı yaptırımlar, IŞİD, İslami İttifak.
İlgili Döküman İçin Tıklayın
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC