Afrika Birliği, üye devletlerin ve kıtanın değişen ihtiyaçlarını karşılamak için kapsamlı bir dönüşümü amaçlarken, bu doğrultuda, kurumsal reformların hızlandırılmasının gerekliliğine ve önemine dikkat çekilmektedir. Bu amaçla, 17 - 18 Kasım tarihlerinde Addis Ababa’da gerçekleştirilen Afrika Birliği’nin 11. Olağanüstü Zirvesi’nde öne çıkan başlıklar; Afrika Barış Fonu, Afrika’nın Kalkınması için Yeni Ortaklık - NEPAD’ın dönüşümü ve Afrika Birliği Komisyonu’nun yapısındaki değişim oldu.

2014 yılındaki Liderler Zirvesi kapsamında organize edilen İş Forumu’nun ardından ikinci buluşma olarak kayıtlara geçecek olan etkinlik, ABD Ticaret Bakanlığı ile Bloomberg

T.C. Ekonomi Bakanlığı tarafından derlenen verilere göre, 2015 yılında Türkiye ile Afrika arasındaki ticaret hacmi 19,4 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Çin ile Afrika arasındaki ilişkilerin geçmişi 15. yüzyıla kadar uzanırken, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından 1956 yılında Afrika ile diplomatik ilişkiler tesis edilmiştir. Günümüzde Çin’in Afrika’daki hızlı yükselişi, tüm dünya kamuoyu tarafından dikkatle takip edilen konular arasında yer almaktadır.

2014 yılında Türkiye ile Afrika arasındaki ticaret hacmi, bir önceki yıla göre yaklaşık 70 milyon dolar gibi cüzi bir artış kaydederek 23,4 milyar doların üzerine çıktı.
Süregelen sorunlarına karşın, yıldızı parlayan bir kıta olarak tanımlanan Afrika, mevcut potansiyeli itibariyle dış güçler nezdinde stratejik önemi her geçen gün artmakta olan ve rekabetin yoğunlaştığı bir coğrafya şeklinde nitelendirilmektedir.
Türk dış politikasının yakın dönemdeki başarı hikâyesi olan Afrika açılımı, ilişkileri kurumsal bir platforma taşımayı amaçlamış ve çok taraflı dış politika anlayışımızın güzel bir örneğini temsil etmiştir. Her ne kadar, 1998 tarihli “Afrika’ya Açılım Eylem Planı” dış politikada eksen kayması şeklinde tenkit edilse ve AB’ye tam üyelik hedefi ile çelişen bir tercih şeklinde yorumlansa da kıtanın en büyük dış ticaret ortağının AB olduğu gerçeğinin dikkate alınmadığı açıktır.

“İnsana, Refaha ve Barışa Yatırım” ana teması ile 2-3 Nisan 2014 tarihlerinde Brüksel’de icra edilecek AB – Afrika Zirvesi, dört yıl aradan sonra Avrupalı ve Afrikalı liderleri yeniden buluşturacak bir platform olacaktır. Kahire (2000), Lizbon (2007) ve Tripoli (2010) Zirveleri’nin ardından dördüncü buluşma niteliğindeki Brüksel Zirvesi’ne katılımını teyit eden 48 Afrika ülkesinden 41’i Devlet ve Hükümet Başkanı düzeyinde temsil edilecek.
Ağırlıklı olarak küçük ve orta ölçekli ekonomilere sahip olan Afrika ülkeleri, ekonomik dönüşümlerini sağlayabilmek adına ortaklığa ihtiyaç duymaktadırlar. Bölgesel bütünleşme şeklinde ifade edilen ortaklık modeli, mevcut gereksinimden yola çıkarak kıtanın yararına olacak şekilde genel ekonomik performansın gelişmesini, kıta içi ticareti teşvik etmeyi, Doğrudan Yabancı Yatırımların çekilmesini ve Binyıl Kalkınma Hedeflerine ulaşılmasını amaçlamaktadır.
Uluslararası Para Fonu’na göre dünyanın en hızlı büyümekte olan on ülkesinden yedisine ev sahipliği yapan Afrika, BM Dünya Turizm Örgütü tarafından da son on yılda en hızlı büyümekte olan turizm bölgelerinden birisi olarak adlandırılmaktadır.

Yakın bir zamana dek adı yalnızca yoksulluk, kıtlık, çatışma gibi olumsuz sözcüklerle anılan ve dünyadaki en az gelişmiş 48 ülkeden 33’üne ev sahipliği yapan Afrika,

2011 yılında büyük umutlarla birlikte bağımsızlığı tercih eden ve bir süredir devam etmekte olan iç karışıklıklarla dünya gündeminde geniş yer tutan Güney Sudan’daki kriz derinleşiyor.