Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 22-26 Ocak 2017 tarihlerinde Doğu Afrika’da Tanzanya, Mozambik ve Madagaskar’a yaptığı resmi ziyaret başarılı geçmiş, Türkiye’nin Afrika politikasının etkinliği açısından çok yararlı olmuştur.
Afrika ve Dünya Politikası Soğuk Savaş döneminde Doğu-Batı mücadelesinin bir alanı haline gelen Afrika, Soğuk Savaş sonrası dönemde de küreselleşen dünyanın yeni güçlerinin rekabet içine girdikleri bir Kıta olmuş ve uluslararası ilişkilerin yeni döneminde dünya kamuoyunun ilgisini çekmeye başlamıştır.
Yirmibirinci Yüzyıl'da Afrika'nın yeniden doğuşu olacak mı? Afrika'nın rönesansı nihayet bu yüzyılda gerçekleşecek mi? Afrika ile ilgili değerlendirme­ler arasında pesimist, kötümser bakışlar yanında, iyimser görüşlere de rastlıyo­ruz. Afrika'ya yönelik tahliller bu ikilemi yansıtırken, kıtaya ait gerçekleri nasıl değerlendirmeliyiz?
Günümüzde Türk Dış Politikası'ndan söz eden herkes Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu'nun 'Stratejik Derinlik' adlı kitabına atıfta bulunmak­tadır. Maalesef, pek çok kişi de bu kitabı tam olarak okuyup değerlendirmeden bir takım yorumlar yapmakta ve bunun sonucunda Sayın Davutoğlu'nun teo­rik açıdan zengin bir altyapıya oturtmuş
Afrika Türk Dış Politikasının Yeni İlgi Alanı Oluyor 18-21 Ağustos 2008 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşen Birinci Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’ne 49 Afrika ülkesinden cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcısı, başbakan, başbakan yardımcısı, dışişleri bakanı ve diğer bakanlar düzeyinde katılım sağlanmış, ayrıca, 11 uluslararası ve bölgesel örgüt temsilcisi bu toplantıyı izlemiştir.
TÜRKİYE, ihmal ettiği Afrika Kıtası ile ilişkilerini geliştirme yönünde, bir süreden beri, önemli sayılabilecek gayretler sarf etmektedir. Bu gayretlerin en dikkati çekeni, hiç şüphesiz, 18-21 Ağustos 2008 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen Birinci Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi olmuştur.
19. ve 20. yüzyılda Balkanlar için Avrupa'nın "barut fıçısı" tabiri kulla-nılagelmiştir. Bölgenin siyasal tarih bakımından özelliklerinden en önemlisi Avrupa'nın büyük devletleri arasındaki çıkar çatışmasına sahne olmasıdır1. Bu durum, Balkan devletleri arasında ortak anlayış ve birliğin kurulamaması ile bölgenin büyük devletler bakımından arz ettiği stratejik önemden kaynaklan­maktadır2.